Şimdiye kadar fazla kimsenin duymadığı blogumu nasıl açtığımın hikayesini paylaÅŸarak baÅŸlamak istiyorum bu yazıma; Bir gün tren ile EskiÅŸehir’den İstanbul’a dönerken saÄŸ tarafımda oturan biri vardı, ne görse eline kağıdı kalemi alır not almaya baÅŸlardı. Bir yandan da hevesle bir ÅŸeyler okurdu, saçı sakalı birbirine karışmış biriydi, derken sohbet etmeye baÅŸladık. Neden her ÅŸeyi not alıyorsun diye sordum, yazmak için dedi. Peki durmadan okuduÄŸun o ÅŸey ne dedim, okumak hastalığım benim, gelirken bir ÅŸey bulamadım ben de böyle bir dergi aldım okumazsam çok kötü oluyorum dedi. Ne iÅŸ yapıyorsun dedim, web tasarımcıyım haftanın 3 günü iÅŸ yapar 4 günü durmadan okur ve yazarım dedi. Nereyi bitirdiniz dedim, ilkokulu bitirdim bu düzende daha fazla okuyamazdım okulu bıraktım dedi. Kendi kendine web tasarımı öğrenmiÅŸ, küçükten itibaren çok okumuÅŸ, bir blog yazarıydı karşımdaki. İnanılmaz takdir ettim kendisini, hayata bakış açısı çok hoÅŸuma gitmiÅŸti, hayatın hiç bir anını kaçırmıyordu devamlı not alıyordu. KonuÅŸurken eskilerden misket oynamaktan bahsettim, bundan da güzel yazı çıkar dur not alıyım dedi.
O an kendi kendime ben neden yazmıyorum dedim, o ana kadar bir sürü yerde yaptığım paylaşımlarımı neden toplamıyorum dedim. Ve trendeki kiÅŸi sayesinde İstanbul’a döner dönmez theblognote‘un ilk adımlarımı atmıştım bile. Elindeki bloknottan da etkilenmiÅŸtim, bu site de benim blognote’um olsun dedim. Ve baÅŸladım.
İlk aylarda 5-10 kişi girince havalara uçardım, hemen analiz yapardım nerden gelmiş nasıl bulmuş beni diye, hele bir de siteme yorum geldi mi benden mutlusu yoktu. İlk ay 50 ye yakın yazı yazdım kafamdaki her şeyi döktüm bu siteye. Her bildiğimi yazmak, paylaşmak isiyordum. Artık hayata farklı bakar olmuştum, her reklamı ayrı izliyor, etrafıma bir gazeteci gibi bakıyordum. 15 kişiye karşı sorumluluğum vardı çünkü:)
Zaman geçti ziyaretçiler artmaya baÅŸladı, bu sefer mailler aldıkça mutlu olmaya baÅŸladım. İnanılmaz bir mutluluktu bu, biri benim yazdıklarımı beÄŸeniyor ve üşenmeden bana mail atıyordu. MuhteÅŸem bir hissiyattı, daha çok yardımcı olmak istiyordum herkese. Sonra sitem sayesinde bir sürü güzel insanla tanışmaya baÅŸladım, sitemi takip ettiklerini söylüyorlar, bir de üstüne beÄŸendiklerini belirtiyorlardı. Söyleyen kiÅŸiler usta isimler olunca, heyecanım tavan yapıyordu. Site ziyaretçileri günlük 300-400 leri görmeye baÅŸladıktan sonra ise havalardaydım. İsim vermeye kalksam unutacaklarımdan korkuyorum, bu yüzden tanıştığım insanların hepsi kendini bildiÄŸinden isim vermiyorum. Yabancı ortamlarda arkadaÅŸlarımın kulağına çalınan pazarlama alanında theblognote.com’u takip ediyorum lafları beni çok daha fazla mutlu ediyordu.
Tabiki sorumluluğu cabası, bazen 4 5 gün yazı yazamadığım zamanlar oluyor, işten geç geliyorum, yazacak yazılarımın konularını bir yere not almışım, ama yazamıyorum yorgunum. İşte o an mail kutuma düşen güzel bir mail her şeyi unutturuyor ve gecenin 1-2 sinde oturup yazı yazıyorum.
Çok klasik bir söylem olacak ama, gerçekten bu yazıyı ve diğer yazılarımı okuyan sizler sayesinde buluyorum bu gücü kendimde ve siz beğendiğiniz sürece desteklediğiniz sürece yazılarım hiç bitmeyecek.
TEÅžEKKÜRLERRRR HEPİNİZE….NİCE SENELERE BURADA OLMAK UMUDUYLA…
mutlu yıllar.. iyi ki yazıyormuşsun..
Nice yıllara! Merak ettim acaba o blogcu kim?
Çok teşekkürler Ömer,
Recep o zaman msn ini de almıştım, uykusuz nickiyle sosyomatta falan baya yazdığını söylemişti, o zaman bloguna girmiştim ama kapalıydı. Bir daha da ulaşamadım kendisine ne msn de online oldu ne de açık blogunu görebildim.
Hayırlı olsun! Nice seneler yayında kalmanız ve başarılı olmanız dileğiyle!
Nice senelere theblognote!! İyiki yazmaya başlamışsınki biz de bişiyler öğreniyoruz :))
Melih ve Ceyla Çok Çok teÅŸekkürlerr…