TheBlognote.com Bir Yaşındaaa!!! Teşekkürler Herkese…
96Şimdiye kadar fazla kimsenin duymadığı blogumu nasıl açtığımın hikayesini paylaşarak başlamak istiyorum bu yazıma; Bir gün tren ile Eskişehir’den İstanbul’a dönerken sağ tarafımda oturan biri vardı, ne görse eline kağıdı kalemi alır not almaya başlardı. Bir yandan da hevesle bir şeyler okurdu, saçı sakalı birbirine karışmış biriydi, derken sohbet etmeye başladık. Neden her şeyi not alıyorsun diye sordum, yazmak için dedi. Peki durmadan okuduğun o şey ne dedim, okumak hastalığım benim, gelirken bir şey bulamadım ben de böyle bir dergi aldım okumazsam çok kötü oluyorum dedi. Ne iş yapıyorsun dedim, web tasarımcıyım haftanın 3 günü iş yapar 4 günü durmadan okur ve yazarım dedi. Nereyi bitirdiniz dedim, ilkokulu bitirdim bu düzende daha fazla okuyamazdım okulu bıraktım dedi. Kendi kendine web tasarımı öğrenmiş, küçükten itibaren çok okumuş, bir blog yazarıydı karşımdaki. İnanılmaz takdir ettim kendisini, hayata bakış açısı çok hoşuma gitmişti, hayatın hiç bir anını kaçırmıyordu devamlı not alıyordu. Konuşurken eskilerden misket oynamaktan bahsettim, bundan da güzel yazı çıkar dur not alıyım dedi.
O an kendi kendime ben neden yazmıyorum dedim, o ana kadar bir sürü yerde yaptığım paylaşımlarımı neden toplamıyorum dedim. Ve trendeki kişi sayesinde İstanbul’a döner dönmez theblognote‘un ilk adımlarımı atmıştım bile. Elindeki bloknottan da etkilenmiştim, bu site de benim blognote’um olsun dedim. Ve başladım.
İlk aylarda 5-10 kişi girince havalara uçardım, hemen analiz yapardım nerden gelmiş nasıl bulmuş beni diye, hele bir de siteme yorum geldi mi benden mutlusu yoktu. İlk ay 50 ye yakın yazı yazdım kafamdaki her şeyi döktüm bu siteye. Her bildiğimi yazmak, paylaşmak isiyordum. Artık hayata farklı bakar olmuştum, her reklamı ayrı izliyor, etrafıma bir gazeteci gibi bakıyordum. 15 kişiye karşı sorumluluğum vardı çünkü:)
Zaman geçti ziyaretçiler artmaya başladı, bu sefer mailler aldıkça mutlu olmaya başladım. İnanılmaz bir mutluluktu bu, biri benim yazdıklarımı beğeniyor ve üşenmeden bana mail atıyordu. Muhteşem bir hissiyattı, daha çok yardımcı olmak istiyordum herkese. Sonra sitem sayesinde bir sürü güzel insanla tanışmaya başladım, sitemi takip ettiklerini söylüyorlar, bir de üstüne beğendiklerini belirtiyorlardı. Söyleyen kişiler usta isimler olunca, heyecanım tavan yapıyordu. Site ziyaretçileri günlük 300-400 leri görmeye başladıktan sonra ise havalardaydım. İsim vermeye kalksam unutacaklarımdan korkuyorum, bu yüzden tanıştığım insanların hepsi kendini bildiğinden isim vermiyorum. Yabancı ortamlarda arkadaşlarımın kulağına çalınan pazarlama alanında theblognote.com’u takip ediyorum lafları beni çok daha fazla mutlu ediyordu.
Tabiki sorumluluğu cabası, bazen 4 5 gün yazı yazamadığım zamanlar oluyor, işten geç geliyorum, yazacak yazılarımın konularını bir yere not almışım, ama yazamıyorum yorgunum. İşte o an mail kutuma düşen güzel bir mail her şeyi unutturuyor ve gecenin 1-2 sinde oturup yazı yazıyorum.
Çok klasik bir söylem olacak ama, gerçekten bu yazıyı ve diğer yazılarımı okuyan sizler sayesinde buluyorum bu gücü kendimde ve siz beğendiğiniz sürece desteklediğiniz sürece yazılarım hiç bitmeyecek.
TEŞEKKÜRLERRRR HEPİNİZE….NİCE SENELERE BURADA OLMAK UMUDUYLA…
mutlu yıllar.. iyi ki yazıyormuşsun..
Nice yıllara! Merak ettim acaba o blogcu kim?
Çok teşekkürler Ömer,
Recep o zaman msn ini de almıştım, uykusuz nickiyle sosyomatta falan baya yazdığını söylemişti, o zaman bloguna girmiştim ama kapalıydı. Bir daha da ulaşamadım kendisine ne msn de online oldu ne de açık blogunu görebildim.
Hayırlı olsun! Nice seneler yayında kalmanız ve başarılı olmanız dileğiyle!
Nice senelere theblognote!! İyiki yazmaya başlamışsınki biz de bişiyler öğreniyoruz
)
Melih ve Ceyla Çok Çok teşekkürlerr…