Arşiv

‘seo’ Etiketine Sahip Yazılar

Geleneksel Reklamcılar Sizin de SEO’ya İhtiyacınız Var!

Kasım 24th, 2009 Serbay Ayzit 3 yorum

Çok mu iddialı bir başlık oldu:) Muhtemelen yazıya tıklayan kişiler devamını merak ediyorlardır. En azından nereden böyle bir bağlantıyı çıkardım merak ediliyordur:)

Arama motoru optimizasyonu bir sitenin arama motorlarında istenilen kelimelerde daha iyi sıralamalar elde etmesi en basit tabiriyle konusuyla ilgili bir şey arandığında bulunması için yapılan çalışmaların bütünüdür.

Ülkemizdeki markalar bu işi çok fazla önemsemiyor yani kendi sitesinin adını yazdığında bulunması bazı markalar için yeterli olabiliyor. Genelde de bu gibi çalışmalarla ya Pazarlama’dan, ya BT’den birileri ilgileniyor. Bu gibi çalışmalar için kendi içinde kaynak yaratamayan yerler ise SEO Danışmanlığı alıyor.

SEO denince hep akla ilk önce teknik detaylar, site üzerindeki basit çalışmalar, url yapısının arama motoru dostu yapılması vs. gibi şeyler geliyor.

Aslında SEO bunların hepsinden çok daha fazlasıdır, geniş düşünme gerektirir.

Geleneksel reklam mecralarını kullanan markalar ise site isimlerini yazsa bile sitelerini optimize etme gereği duymazlar. Genelde site yapıları flash’tır. Çok umursanmaz yani.

Bana kalırsa bu inanılmaz büyük bir hatadır, TV,Radyo,Gazete gibi mecraları kullanan bütün marka yöneticileri SEO’dan az da olsa anlamalı, hatta bu projeleri hayata geçirmeden SEO konusunda danışmanlık almadan sitelerini açmamalılardır.

Neden mi?

Bir bankada pazarlama departmanındasınız, yeni bir kredi çeşidi çıkartıyorsunuz. Adı da Çelik kredisi olsun (çok kötü salladım:)) Reklam çalışmalarına başlandı, TV için çekimler yapılıyor, dergi, gazete için hazırlıklar yapılıyor. Milyonlarca dolar daha reklam çıkmadan harcandı. Sonra TV,gazete,dergi derken her yerde reklamlarınız çıktı. Harcadığınız rakam toplamda 5 milyon dolar oldu diyelim.

Tüketiciye ulaştınız her şey harika, insanlar reklamı televizyonda akşam gördüler, prime time’da reklam çıktınız, en iyi gazetelerde reklam verdiniz. Tüketiciye ulaşma işlemi tamam. Herkes gördü, merak etti.

Eeee sonra?

Marka bilinirliği, kampanya bilinirliği tamam. Tüketici merak etti neymiş bu dedi. Malum reklamda her detay yok.

Hemen girdi internete, google.com.tr’ye, tüketici Çelik kredisi yazdı bilgi almak istiyor çünkü. Karşısına ne çıktı peki?

Hiç bir şey:) Evet kişi o krediyle ilgili netten bilgi almak istedi ama karşısına bankanın ürünüyle ilgili sitesi çıkması gerekirken o kredi çeşidiyle ilgili insanların tartıştığı bir forum çıktı. 2. sıraya bakıyoruz yine başka bir site.

Markanın sitesi kaçıncı sırada acaba, ilk sayfada 7. 8. falan.

Bilgi almak isteyen tüketici ilk 3 sıra ilgi çektiğinden forumlara girdi. Bir de ne görsün, herkes çelik kredisi hakkında konuşuyor. 2-3 kişide çok kötü konuşmuş. İşte TV,dergi,gazeteye yatırdığınız 5 milyon doların bittiği nokta.

Google Dünyasındayız artık, insanlar istedikleri bilgiye hemen ulaşmak istiyorlar, telefon etmek, bankaya gidip sıraya girerek bu bilgiyi almak zor iş. İnternet dibinde, hemen arama yap, öğren.

Kendi ürünüyle ilgili en iyi bilgiyi marka verebilir, başka sitelerde çok alakasız konuşmalarda olabilir, belkide tüketici hiç yoktan yere yanlış gördüğü 1-2 bilgiden dolayı kredi hakkında daha çok bilgi almaktan vazgeçti.

Peki şöyle olsa nolurdu?

Marka bu krediyi çıkarmadan, içerideki online pazarlama departmanını toplasa (varsa tabi), böyle bir kredi çıkartacağız, ürün sayfamızı hazırlayın, arama motoru dostu şekilde her şeyiyle yapılsın dese. Ürün çıkmadan sayfa hazır olsa ve reklam başladığında tüketicilerin bilgi için başvurduğu ilk sonuç markanınki olsa kötü mü olur?

Bence gidilmesi gereken nokta bu, SEO önemlidir, arama motoru reklamcılığı önemlidir.

SEO’dan ürünü desteklediğiniz kadar, AdWords kampanyaları ile de doğru noktada olmalısınız.

360 derece Pazarlama dediğimiz olgunun böyle yapılması gerekiyor bence.

not:uzun zamandır yazamadım, çok üzülüyordum. Şimdi rahatladım:)

SEOmium.com Açıldı!

Ağustos 24th, 2009 Serbay Ayzit 4 yorum

Bir çoğunuz SEOmium da ne diyebilir:)

Bir kısmınızın ise bu oluşumdan bir süredir haberi var.

SEOmium, İngiltere’de yaşayan sevgili ortağım Emrah Ömüriş ile birlikte kurduğumuz, firmalara SEO,SEM,Analytics vs. gibi alanlarda Online Pazarlama Danışmanlığı verdiğimiz şirketimizin adı. (Şirket resmi olarak kurulmadı, ona az daha süre var.)

Bu alanda açık olduğunu düşünerek zaten ayrı ayrı yaptığımız işlerimizi birleştirerek daha güçlü bir şekilde bu hizmetleri firmalara sunuyoruz. Beni zaten az çok biliyorsunuz.

Emrah’da İngiltere’de kendi alanında lider bir Bağımlılık Tedavi Merkezi’nde (Tedavi merkezi bir adanın Londra’da br adanın içerisinde, siteden bröşürü indirerek ada resimlerini görmenizi tavsiye ederim:)) Online Pazarlama Müdürü olarak çalışıyor. Yıllardır html,css,seo gibi alanlarda yoğun olarak çalışıyor. Ayrıca bildirgeç’in bu konulardaki en aktif yazarlarından birisi olarakda blog yazıyor.

Ben bunu sadece bu oluşum ile ilgili olarak yazmadım, bunun size ne faydası olacak onu söylemek için yazdım. Gerek yazdığım bloglarda gerekse forumlarda yıllardır bildiğim şeyleri en ince ayrıntısına kadar yazıyorum. Emrah’da aynı şekilde bildiklerini fazlasıyla paylaşıyor.

SEOmium olarak bir şirket websitesinden önce bir blog açtık, bunun nedeni paylaşımı sevmemiz. Ve bloga çok önem vermemiz. SEO,AdWords,Html,Css vs. hizmet verdiğimiz bir sürü konuda burada yazılar yazacağız. Hatta 20 tane yazdık bile:)

Evet kurumsal olarak bu hizmetleri de veriyoruz ama şirket blogumuz bizim için profesyonel bir paylaşım alanı.

RSS‘lerinize eklemeyi unutmayın, Twitter‘dan yeni yazılar, günlük ipuçları için takip edin.

İnternette Kriz Yönetimi

Temmuz 18th, 2009 Serbay Ayzit 3 yorum

İnternette Kriz Yönetimi

En son yazdığım “İletişim Kanallarını Açık Tutmak” isimli yazıma, sevgili Uğur Özmen’den çok güzel bir yorum geldi. Uğur abi son yıllarda çokca karşılaştığımız marka karalamalarına karşı internette nasıl tavır alınmalı, onun hakkında yazar mısın diye rica etmiş. Öncelikle çok güzel bir konuya değindiği için teşekkür ederek yazıma başıyorum.

LCW, Coca Cola, Danone ve daha bir çok büyük marka hakkında son yıllarda internet üzerinden karalama kampanyaları yapıldı, milyonlarca kişiye e-postalar gönderildi ve bütün bunların sonucunda belki kısa dönemli de olsa markalar zarar gördü. İnternette özellikle dedikodu mahiyetinde haberlerin, büyük markalar hakkında çıkan şehir efsanelerinin yayılma hızları inanılmaz.

Peki bu yayılma süreci nasıl işliyor ve bu süreçlere nasıl müdahele etmeli neler yapmalı?

Bu sürecin başlangıcında muhtelemen birisi bilgisayarının başında sıkılır, veya her hangi bir markadan dolayı canı yanmıştır kendine öylesine bir isim bulur, bir marka hakkında bir efsane uydurur, sonrasında internette gönderdiği kişiler zaten bunu e-posta listelerindeki insanlarla paylaşarak işi iyice büyütür.  Muhtelemen 2-5 gün içerisinde e-posta ilk gönderen kişiye geri döner, o kişi de keyifli keyifli güler:) (Bu senaryo genelde markalar hakkında asılsız iddiaların çok olmasından dolayıdır, bu yüzden bu olumsuz durumu ele alıyorum, eğer bu e-postadaki iddia gerçekse ve kanıtlanabiliyorsa markanın kabul etmek ve pazar payı kaybını kabullenmek dışında yapacağı fazla bir şey yoktur)

Kendisine X markası hakkında e-posta gelen bir kişi son yıllarda bu tarz iddiaların çok olması sebebiyle muhtelemen hemen inanmayacaktır. Ve anında google.com’a girip marka adı+sahtekarlık-böcek-şuna satıldı gibi aramalar ile bilgi edinmek isteyecektir. Yani internet kullanıcısı e-postayı aldığı anda veya haberi duyduğu anda hala yenik sayılmayız. Durum şimdilik eşit. Esas oyun aramadan sonra başlıyor. İşte bu andan sonra neler yapabiliriz hemen bakalım;

-E-posta binlerce kişiye ulaştıktan sonra illa ki birileri internet üzerinde bir foruma veya bloga iftira e-postasını yapıştırırlar. Bu demek oluyor ki, google aramasını yapan kullanıcılar hala iftira haber ile karşılaşıyorlar.

-Öncelikle google alert ile marka ismini, değişik kullanımları ile birlikte takip etmeye hemen başlamalısınız. Google alert’te takip ettiğiniz kelimeleri reader’ınıza da alabilir, takibinizi kolaylaştırabilirsiniz. Her gün mutlaka sizin hakkınızda çıkan haberlere göz atmalı, en ufak haberi gözden kaçırmamalısınız. Eğer bunu yapıyorsanız hakkınızda çıkan iftira haberi çıktığı anda yakalayabilirsiniz. Ve oyunda hala yenik sayılmazsınız.

Şimdi aksiyon zamanı;

-Hemen şirket içinde ilgili departmanları, varsa PR ajansınızı toplayarak hızlı çözüm önerilerini üretmelisiniz. Bu iftiraya karşı kanıtlı bir yanıt olabilir, genel müdürden bir açıklama olabilir. Ama önemli olan hızlı karar alınması.

-Basına gönderilecek yazı hazırlanırken, internette hemen kendi sitenizde bu konuyla ilgili açıklamanızın olduğu bir sayfa hazırlamalısınız. Ama bu sayfa basit olmamalı. Aksine size atılan iftirayı içeren, içinde kanıtlarınızın bulunduğu hatta klasik bir açıklama yazısı değil genel müdürünüz veya üst düzey yöneticilerinizin birinin elinden yazılmış bir yazının bulunduğu zengin içerikli bir sayfa olmalı. İnternette insanların karşılarında görmek istedikleri şey samimiyet öncelikle. Bu sayfa hazırlanırken mutlaka Arama Motoru dostu bir sayfa olmalıdır. Bu konuda bir uzmana danışmak ona göre sayfa hazırlamak en önemli hamlelerden birisidir.

-Sayfa hazırlanması ve yayına alınması çok hızlı bir şekilde yapılmalıdır, çünkü her ertelediğiniz dakika içerisinde google’da sizin hakkınızda binlerce arama yapılıyor olabilir. İnsanlar bilgi almak istiyor, bir açıklama görmek, eğer o markanın müdavimi ise de içini rahatlatmak istiyor. Arama motoru dostu bir sayfa ile sizin hakkınızda yapılacak olası kelime aramalarında en üstte çıkmanız sizi bu oyunda öne geçirir.

-Ama daha da fazla bir şey yapmak lazım, insanlar aramaya devam ediyor, her kelime aramasında sayfamız en tepede olmayabilir. Hemen google adwords ile bir hesap açılmalı ve size atılan iftira hakkında bilgi almak isteyecek kişilerin karşısına içerisinde açıklama sayfanızın bulunduğu bir reklam kampanyası ile çıkılmalıdır.

Google reader ile haberi anında yakaladık, hemen oturup karar aldık, arama motoru dostu sağlam içerikli bir sayfa hazırlayıp yayına aldık, adwords ile de hakkımızda yapılan olası aramalardan kullanıcıları yakaladık. İşin büyük kısmı bitti.

Amacımız hemen aksiyon almak, bilgi almak isteyen insanlara doğru bilgiler sunmak, en tepede yer alarak bizden başka sayfalarda yanlış bilgi almalarını engellemektir.

Eğer bu olay tahminimizden fazla yayıldıysa, elimizde bulunan kullanıcı veritabanına e-posta da gönderebiliriz. Veya bu iş için farklı e-posta veritabanlarını kullanabiliriz (superteklif) . Burdaki önemli noktada e-posta gönderme işini ciddiye alarak profesyonel olarak büyük veritabanlarına e-posta gönderen firmaları tercih etmemizdir. Gönderdiğimiz e-postalar spam’e düşüyorsa göndermenin bir anlamı yoktur.

Açıklama için, eğer şirketimiz için bir blog tutuyorsak, bu alanı da kullanabiliriz. Bu tarz haberlerin yayılma hızı inanılmaz boyutlardadır. Çünkü işin içerisinde bir şehir efsanesi, insanların birbirlerine boşken bahsedebileceği bir olay vardır. Bir marka önlemini ne kadar geç alırsa zararı o kadar büyük olur.

Zaten söz konusu haber yalan ise, kanıtlarıyla yalanlamak, samimi, dürüst olmak hasarı en aza indirecektir. İnternette kullanıcılar ile markalar yakınlaştı dedik, artık kullanıcılar markalardan klasik açıklamalar değil samimiyet bekliyor. Bir de markalara internette bulunabildiğiniz kadar çok bulunun dedik, işte bu noktada daha bir anlamlandı sanki. Sizin hakkınızda haber almak isteyen kullanıcıların google ilk 10 arama sonucunda yanlış haberlerle karşılaşmalarını istemiyorsanız internette çok daha fazla yer edinin.

Bu konu ile ilgili LCW mağazası kendisine atılan iftiradan sonra google adwords reklamlarını kullanmıştı. İlk ağızdan müşterilerini bilgilendirerek işin büyümesini engellemişti. Siz doğru bilgiyi müşterilerinize hemen ulaştırıyorsanız, kişilerin söyleyebilecekleri ikinci bir şeyleri kalmaz. Ama hiç bir şey yapmazsanız sizin hakkınızdaki şehir efsanesi gerçek bir efsane halini alır.

SEO’yu (Arama Motoru Optimizasyonu) Kimin için Yapıyorsunuz?

Mart 12th, 2009 Serbay Ayzit 12 yorum

Arama Motoru Optimizasyonu, daha fazla bilinen adıyla SEO artık hayatımızın bir parçası olmanın ötesinde internet ile uğraşan herkesin hayatının bütünü olmaya başladı. Bunun nedeni ise çok açık; ücretsiz trafik. 

Malum SEO artık internette (eğer sadece reklama harcayacak milyon dolarlarınız yoksa:)) sitenize daha fazla ziyaretçi çekebilmenin en ücretsiz yolu. Kişisel web sitelerini dışarıda bırakırsak reklam harcaması yapan büyük markaların yegane giriş kapısı Google. Daha çok satış yapmak veya ziyaretçi sağlamak istiyorsanız Google’a kendinizi sevdirmeniz şart, Google’a kendinizi daha iyi tanıtmak ve sevdirmek için ise SEO şart. 

SEO’nun teknik tarafı ve neden bu kadar revaçta olduğu ile ilgili bir kaç yazı yazmıştım. Bu yazımda, yapılan en büyük hatalardan biri olan sadece Google robotu için SEO yapılmasına değineceğim.

SEO şart dedim, öncelikle Google’a kendinizi doğru tanıtamazsanız üstlerde çıkmayı en baştan unutun. Olduğunuz yerde sitenize ekstra olarak hiç bir şey yapmadan robot beni bulsun, tanısın bir de üstlere çıkarsın demeniz pek bir şey ifade etmez. Teknik detaylar mutlaka olmalı ama olmayan bir şeyi varmış gibi göstererek değil. Yani sayfanızı sırf üstte görmek için içeriğinizden alakasız meta’larla sitenizi doldurursanız yine pek şansınız olmaz.

Bu sıralar gerek danışmanlık verdiğim yerlerle olan ilk görüşmelerimde gerekse etraftan duyduğum bazı söylemlerden dolayı bu yazıyı yazmak istedim. Herkeste aynı cümle “Bir tanıdık bir şeyler yapıyormuş, birprogram mı ne yapmış, Google’da üst sırada çıkıyormuş, ben de ondan istiyorum, üste çıkalım da nasıl olduğu önemli değil”. Önce derin ohh çekiyor ve başlıyorum anlatmaya; “Eğer Google’dan ömür boyu ban yemek, sitenizi olmadığı gibi göstererek gelen kişileri kaçırmak gibi bir niyetiniz varsa baştan başlamayalım” diyorum. Ve arama motoru mantığını basitçe anlatıyorum.

Çoğu kişi SEO’yu sırf Google robotu için istiyor ve yapıyor, bu yüzden başlıkta bunu sormak istedim, Kimin için SEO?

Google’un en önem verdiği şeylerden birisi içeriktir hatta en önemlisidir. Biz, yani Google’da arama yapan herkes Google’un müşteridir, nasıl ki şirketimizde müşterimizi memnun etmeye çalışıyorsak Google da zengin kaliteli arama sonuçlarını üstte çıkartarak müşterisine iyi ve kaliteli hizmet doğru içerik sunmaya çalışıyor. Google aradığınız kelime ile alakalı doğru yanıtlar çıkartırsa kimin işine yarar, müşterilerinin yani bizlerin. Peki bu sonuçla bizim sitemizi kimin için düzenliyor olmamız gerekiyor, Google müşterilerine göre. Google müşterisi kim bizim hedef kitlemiz. 

Kısacası sitenizi yaparken müşterilerinizi, yani kullanıcılarını düşünmelisiniz, robotu değil. Siz ne kadar kullanıcılar için faydalı, içerik açısından zengin bir site oluşturursanız Google tarafından üstlere çıkma şansını artırırsınız. Aramalarda üst sıralarda çıkmak sizin ana amacınız olabilir ama sırf bunun için olmadık yollar denerseniz, bir gün Google’dan ceza alarak hiç bir aramada çıkmayabilirsiniz.

Oysa ki sitenizi kendi kullanıcılarınız için SEO kurallarına uyarak düzenlerseniz, önce sitenize gelen kullanıcıları memnun edersiniz arkasından da arama motorlarında çok daha iyi yerlere sahip olursunuz.

SEO’da Altın İpuçları

Haziran 30th, 2008 Serbay Ayzit 2 yorum

30 altın SEO ipucunu çoğumuz biliriz, SEO ile ilgili bir konu olduğunda genelde dolaşan bir yazıdır. Açıkcası gayet net ve güzel bir yazıdır. Yazan arkadaşın ellerine sağlık diyelim öncelikle ve sonra da emek verip  Türkçeye çeviren ve sitesinde yayınlayan Selçuk arkadaşımıza da katkılarından dolayı teşekkür edelim.

çeviriyi bu linkte bulabilirsiniz;http://www.selcukhoca.com/30-altin-seo-ipucu/ 

orijinali de burada;http://www.polyseo.com/SEO/seo-tips.html 

Ben bu ipuçlarını çok önceden bir üstteki siteden okumuştum ama açıkçası uğraşıp Türkçeye çevireyim dememiştim, şirketimde ihtiyacım olunca oturup bir doküman hazırladım bu makale ile ilgili, yazıların içerikleri aynı, tamamen birebir çevirmedim, ipuçlarını bildiğim için kendi yorumları da ekledim. Ortaya güzel bir döküman çıktığını düşünüyorum ve hemen sizlerle paylaşmak istedim.

Umarım işinize yarar, basit bir şekilde SEO nedir nasıl olur anlamak isteyen herkesin rahatça okuyabileceği bir doküman oldu.

Buyrun okumaya;

SEO

SEO özellikle iki temel şey üzerinde durur;

-Arama motoru dostu içerik

-Sitemize yüksek kaliteli link almak

-Google’un tarafında yer almak

30 altın uyarı

1-KALİTELİ YAZILAR YAZMAK

-Kullanıcının işine yarayacak içerik yazmak ve bu sayede diğer sitelerin bize link vermesini sağlamak

-Yazdığımız içerikte anahtar kelimeleri çok kullanmak Google açısından Devamını oku…

Web Stats