Arşiv

‘ff’ Etiketine Sahip Yazılar

FriendFeed’i Facebook Satın Aldı!

Ağustos 10th, 2009 Yoruma kapalı

Bu akşam friendfeed blogunda duyurdu, Facebook friendfeed’i satın aldı. 250 milyon kullanıcılı facebook, hızla büyümeye devam eden hatta aylar önce taklit ettiğini düşündüğümüz friendfeed’i bünyesine katarak, Dünya Sosyal Ağlardaki pazar payını artırmaya devam etti.

Friendfeed, özellikle ülkemizde çok hızlı benimsenerek, iyi bir büyüme ivmesi yakaladı. Twitter‘dan farklı olarak friendfeed internet dünyamızı bir araya toplamamıza yardımcı oldu, ayrıca kişiler arası iletişime fazlaca izin vererek tanıdığımız kişilerin internet dünyalarının paylaştıklarının, yazdıklarının içine iyice dahil olmamıza yol açtı. Bu özellikle bizim gibi internetin en başından beri forum yapısına alışkın olan kişiler için, kalitesiyle, sadece istediğin kişilerle muhatap olabilmenle, kendi mesleğine, düşüncene yakın kişileri tanıyarak iletişim kurabilmene olanak sağlayarak iyi bir platform oldu friendfeed.

Facebook ise malum sosyal ağların en büyüğü, çok kalabalık, gittikçe büyüyor. Fakat bu kadar üyeyi bir türlü paraya dönüştüremeyen bir site. Denedikleri çoğu plan tutmadı, sadece büyüyorlar. Karsal anlamda büyümeselerde, kullanıcı açısından Dünyanın en kalabalık ülkelerinden biri olabilecek kadar büyüdüler.

İnternet sitelerinin gelir modelleri çok konuşulan bir şey. Belki bir hevesle kurulan internet şirketleri işler büyüdükçe para kazanmak zorunda kalıyorlar, en baştan belli bir modelleri olmadığından dolayı ise sonradan zor durumda kalıyorlar. Peki reklam modeli olmayan bir facebook reklam modeli belli gibi olan ama daha fazla denenmemiş olan friendfeed’i alarak ne gibi bir kar elde edebilir.

Sevgili Dinçer’in yorumunda belirttiği gibi, muhtemelen bu satın alımda bunlar düşünülen şeylerdir fakat kendisi bu konuda başarılı olamayan facebook’un neler yapabileceğini de oldukça merak ediyorum.

2 Aşama çok önemli bence;

1-Doğru hedef kitleye doğru reklamı ulaştırırsan reklamın tıklanması artar,tıklanma hacmin artarsa reklamveren memnun olur.

2-Reklamveren tıklanmadan memnundur ama dönüşüm yoktur. İnternete güvenen yoğun kullanan satın alım yapabilecek kullanıcılarına ortamlarını bozmadan paylaşımlarını yapmalarına izin verirsen, ve doğru reklamla buluşturmaya çalışırsan sadece tıklanma değil dönüşümde artar. Reklamveren daha mutlu olur, reklama daha da para yatırabilir.

Google Rules:)

Umarım bu satın almadan iki tarafta karlı çıkar.

İletişim Kanallarını Açık Tutmak

Temmuz 5th, 2009 3 yorum

Markalar ve İletişim Kanalları

İnternetin markalara en büyük katkılarından bir tanesi tüketici-marka ilişkisini kolaylaştırması. Yani eskiden sadece raflarda, Tv reklamlarında gördükleri, kolayca ulaşamadıkları markalara artık tüketiciler kolayca ulaşabilmektedirler.

Telefon numaraları,e-posta adresleri gibi ulaşım yöntemleri ile basitçe markaya şikayetinizi, övgülerinizi iletebiliyorsunuz. Fakat bir çok marka bununla da yetinmiyor, twitter, micro site açmak gibi yöntemlerle müşterileriyle daha da yakınlaşıyor, onlardan fikir alıyor, şikayetlerini cevaplıyor. Twitter’ı Comcast gibi bazı firmalar müşteri şikayetlerini, isteklerini karşılayarak kullanıyorlar starbucks gibi bazı markalar ise mystarbucksidea.com gibi sitelerde müşteri önerileri alıyorlar. Ülkemizdeki müşteri-tüketici yakınlaşmasına en güzel örneklerden bir tanesi ise www.ideshot.com, ideshot aracılığıyla da bir çok marka ürününü kullanan kişilerden öneriler alıyor, beğenirse hayata geçiriyor. Beğendikleri önerilere verdikleri hediyeler ile de kazan-kazan prensibini çok güzel uyguluyorlar.

Markalar, internet üzerinde müşterilerinin kendilerine ulaşması adına her türlü iletişim kanalını açık tutmalılar. Eğer web sitenize giren kullanıcı size ulaşmak için eziyet çekiyorsa baştan 1-0 yenik başlarsınız. Ana sayfanıza gelen kişilerin görmeleri gereken en önemli şeyler; telefon numaranız, iletişim linkiniz, farklı istekler için farklı e-mail adresleri, sizi arayalım kurguları, gibi özellikler olmalıdır. Kolayca ulaşılabilir olmanız en önemli artınızdır. Ayrıca twitter,friendfeed gibi siteleri GERÇEKTEN kullanmak, blog açmak markaların tüketiciyle yakınlaşmalarına olanak sağlar.

Markanızla az önce çok kötü deneyim yaşamış biri, internet üzerinde harıl harıl bu firmaya nasıl ulaşırım diye sizi arıyor olabilir. Ararken de nerede bu lanet olası telefonları, e-posta adresleri diyor da olabilir ve muhtemelen 2-3 dakika arayıp sizi bulamadıktan sonra hemen bir şikayet sitesine girip bütün deneyimini yazabilir.

Bu durumda sinirli komşudan kaçan, duvarın arkasına gizlenen ve annesine şikayet edilen çocuk mu olmak istersiniz, yoksa bütün iletişim kanallarınızı açık tutarak müşterilerizin size kolayca ulaşmasını sağlayarak şikayetçi teyzenin karşısına çıkan, özür dileyen, kendini affettiren, konu annesine gitmeden kendi çözen çocuk mu olmak istersiniz?

Tercih sizin, kolayca ulaşılabilir olun, internet dünyasında hiç bir yere kaçılamayacağını unutmayın.