Arşiv

‘adwords’ Etiketine Sahip Yazılar

Geleneksel Reklamcılar Sizin de SEO’ya İhtiyacınız Var!

Kasım 24th, 2009 Serbay Ayzit 3 yorum

Çok mu iddialı bir başlık oldu:) Muhtemelen yazıya tıklayan kişiler devamını merak ediyorlardır. En azından nereden böyle bir bağlantıyı çıkardım merak ediliyordur:)

Arama motoru optimizasyonu bir sitenin arama motorlarında istenilen kelimelerde daha iyi sıralamalar elde etmesi en basit tabiriyle konusuyla ilgili bir şey arandığında bulunması için yapılan çalışmaların bütünüdür.

Ülkemizdeki markalar bu işi çok fazla önemsemiyor yani kendi sitesinin adını yazdığında bulunması bazı markalar için yeterli olabiliyor. Genelde de bu gibi çalışmalarla ya Pazarlama’dan, ya BT’den birileri ilgileniyor. Bu gibi çalışmalar için kendi içinde kaynak yaratamayan yerler ise SEO Danışmanlığı alıyor.

SEO denince hep akla ilk önce teknik detaylar, site üzerindeki basit çalışmalar, url yapısının arama motoru dostu yapılması vs. gibi şeyler geliyor.

Aslında SEO bunların hepsinden çok daha fazlasıdır, geniş düşünme gerektirir.

Geleneksel reklam mecralarını kullanan markalar ise site isimlerini yazsa bile sitelerini optimize etme gereği duymazlar. Genelde site yapıları flash’tır. Çok umursanmaz yani.

Bana kalırsa bu inanılmaz büyük bir hatadır, TV,Radyo,Gazete gibi mecraları kullanan bütün marka yöneticileri SEO’dan az da olsa anlamalı, hatta bu projeleri hayata geçirmeden SEO konusunda danışmanlık almadan sitelerini açmamalılardır.

Neden mi?

Bir bankada pazarlama departmanındasınız, yeni bir kredi çeşidi çıkartıyorsunuz. Adı da Çelik kredisi olsun (çok kötü salladım:)) Reklam çalışmalarına başlandı, TV için çekimler yapılıyor, dergi, gazete için hazırlıklar yapılıyor. Milyonlarca dolar daha reklam çıkmadan harcandı. Sonra TV,gazete,dergi derken her yerde reklamlarınız çıktı. Harcadığınız rakam toplamda 5 milyon dolar oldu diyelim.

Tüketiciye ulaştınız her şey harika, insanlar reklamı televizyonda akşam gördüler, prime time’da reklam çıktınız, en iyi gazetelerde reklam verdiniz. Tüketiciye ulaşma işlemi tamam. Herkes gördü, merak etti.

Eeee sonra?

Marka bilinirliği, kampanya bilinirliği tamam. Tüketici merak etti neymiş bu dedi. Malum reklamda her detay yok.

Hemen girdi internete, google.com.tr’ye, tüketici Çelik kredisi yazdı bilgi almak istiyor çünkü. Karşısına ne çıktı peki?

Hiç bir şey:) Evet kişi o krediyle ilgili netten bilgi almak istedi ama karşısına bankanın ürünüyle ilgili sitesi çıkması gerekirken o kredi çeşidiyle ilgili insanların tartıştığı bir forum çıktı. 2. sıraya bakıyoruz yine başka bir site.

Markanın sitesi kaçıncı sırada acaba, ilk sayfada 7. 8. falan.

Bilgi almak isteyen tüketici ilk 3 sıra ilgi çektiğinden forumlara girdi. Bir de ne görsün, herkes çelik kredisi hakkında konuşuyor. 2-3 kişide çok kötü konuşmuş. İşte TV,dergi,gazeteye yatırdığınız 5 milyon doların bittiği nokta.

Google Dünyasındayız artık, insanlar istedikleri bilgiye hemen ulaşmak istiyorlar, telefon etmek, bankaya gidip sıraya girerek bu bilgiyi almak zor iş. İnternet dibinde, hemen arama yap, öğren.

Kendi ürünüyle ilgili en iyi bilgiyi marka verebilir, başka sitelerde çok alakasız konuşmalarda olabilir, belkide tüketici hiç yoktan yere yanlış gördüğü 1-2 bilgiden dolayı kredi hakkında daha çok bilgi almaktan vazgeçti.

Peki şöyle olsa nolurdu?

Marka bu krediyi çıkarmadan, içerideki online pazarlama departmanını toplasa (varsa tabi), böyle bir kredi çıkartacağız, ürün sayfamızı hazırlayın, arama motoru dostu şekilde her şeyiyle yapılsın dese. Ürün çıkmadan sayfa hazır olsa ve reklam başladığında tüketicilerin bilgi için başvurduğu ilk sonuç markanınki olsa kötü mü olur?

Bence gidilmesi gereken nokta bu, SEO önemlidir, arama motoru reklamcılığı önemlidir.

SEO’dan ürünü desteklediğiniz kadar, AdWords kampanyaları ile de doğru noktada olmalısınız.

360 derece Pazarlama dediğimiz olgunun böyle yapılması gerekiyor bence.

not:uzun zamandır yazamadım, çok üzülüyordum. Şimdi rahatladım:)

SEOmium.com Açıldı!

Ağustos 24th, 2009 Serbay Ayzit 4 yorum

Bir çoğunuz SEOmium da ne diyebilir:)

Bir kısmınızın ise bu oluşumdan bir süredir haberi var.

SEOmium, İngiltere’de yaşayan sevgili ortağım Emrah Ömüriş ile birlikte kurduğumuz, firmalara SEO,SEM,Analytics vs. gibi alanlarda Online Pazarlama Danışmanlığı verdiğimiz şirketimizin adı. (Şirket resmi olarak kurulmadı, ona az daha süre var.)

Bu alanda açık olduğunu düşünerek zaten ayrı ayrı yaptığımız işlerimizi birleştirerek daha güçlü bir şekilde bu hizmetleri firmalara sunuyoruz. Beni zaten az çok biliyorsunuz.

Emrah’da İngiltere’de kendi alanında lider bir Bağımlılık Tedavi Merkezi’nde (Tedavi merkezi bir adanın Londra’da br adanın içerisinde, siteden bröşürü indirerek ada resimlerini görmenizi tavsiye ederim:)) Online Pazarlama Müdürü olarak çalışıyor. Yıllardır html,css,seo gibi alanlarda yoğun olarak çalışıyor. Ayrıca bildirgeç’in bu konulardaki en aktif yazarlarından birisi olarakda blog yazıyor.

Ben bunu sadece bu oluşum ile ilgili olarak yazmadım, bunun size ne faydası olacak onu söylemek için yazdım. Gerek yazdığım bloglarda gerekse forumlarda yıllardır bildiğim şeyleri en ince ayrıntısına kadar yazıyorum. Emrah’da aynı şekilde bildiklerini fazlasıyla paylaşıyor.

SEOmium olarak bir şirket websitesinden önce bir blog açtık, bunun nedeni paylaşımı sevmemiz. Ve bloga çok önem vermemiz. SEO,AdWords,Html,Css vs. hizmet verdiğimiz bir sürü konuda burada yazılar yazacağız. Hatta 20 tane yazdık bile:)

Evet kurumsal olarak bu hizmetleri de veriyoruz ama şirket blogumuz bizim için profesyonel bir paylaşım alanı.

RSS‘lerinize eklemeyi unutmayın, Twitter‘dan yeni yazılar, günlük ipuçları için takip edin.

Google AdWords Nasıl Etkin Kullanılır? Anahtar Kelimelerde Eşleşme Türleri

Şubat 23rd, 2009 Serbay Ayzit 3 yorum

Google AdWords Nasıl Etkin Kullanılır? Anahtar Kelimelerde Eşleşme Türleri

En son yazımda AdWords de anahtar kelime seçimini nasıl yapmalıyız, nasıl reklam grupları oluşturmak iyidir, bununla ilgili önerilerimi yapmıştım. Şimdi ise Anahtar kelime seçtikten sonra daha verimli kampanyalar için eşleme türlerini nasıl kullanabiliriz kısaca ondan bahsedeceğim.

Öncelikle Google ekstra tanım yapmadan Google AdWords eğitim merkezindeki tanımlara bir bakalım;

  • Geniş eşleme, tüm anahtar kelimeler için varsayılan ayardır. Anahtar kelimenizle (herhangi bir sırayla veya kombinasyonla) yapılan tüm aramalarda reklamınız görüntülenebilir.
  • Öbek eşleme, kelimelerin tam olarak girildikleri sırayla görünmesi şartını getirerek kapsamınızı daraltır.
  • Tam eşleme, kapsamınızı daha da daraltarak yalnızca anahtar kelimenin önünde, arasında veya arkasında başka hiçbir kelime olmaksızın tam olarak sizin anahtar kelimenizle arama yapıldığında reklamınızı gösterir.
  • Negatif eşleme, ucuz veya ücretsiz gibi reklamınızın görünmesini istemediğiniz arama ifadelerini ortadan kaldırır.

Peki Bu Eşleşme Türlerini Nasıl Kullanabiliriz?

  • Geniş eşleme, Anahtar Kelimelerinizi ilk seçtiğinizde eşleme şekli Geniş Eşlemedir. Örneğin kelimeniz beyaz peynir ise, arasına sağına soluna her tarafına ek kelimeler alarak aranıldığında da reklamınız çıkabilir. Yani beyaz rize peyniri diye de aransa iyi beyaz peynir diye aransa da reklamınız görüntülenir.

  • Öbek eşleme,eğer kelimenizin sırasının bozulmasını, arasına başka bir kelime almasını istemiyorsanız bu seçenek tam size göre. Yani kelimenizi ” ” içinde “beyaz peynir” olarak belirtirseniz sadece aynı sıralamalarda çıkar. otlu beyaz peynir veya beyaz peynir satış şeklinde sağına ve soluna ek alabilir ama ortasına ek almaz.
  • Tam eşleme, kapsamınızı daha da daraltarak yalnızca anahtar kelimenin önünde, arasında veya arkasında başka hiçbir kelime olmaksızın tam olarak sizin anahtar kelimenizle arama yapıldığında reklamınızı gösterir. Kelimenizi  [] işareti içerisinde yani [beyaz peynir ] olarak seçerseniz sadece beyaz peynir aramalarında reklamınız gösterilir.
  • Negatif eşleme, Negatif eşleme ise seçtiğiniz kelimeyle birlikte çıkmasını istemediğiniz kelimeler için geçerlidir. Yani biri ucuz beyaz peynir yazdığında veya bedava beyaz peynir yazdığında çıkmak istemeyebilirsiniz çünkü siz satış yapıyorsunuzdur. Bu durumda istemediğiniz kelimelerin başına – işareti koyarak bu seçimi yapabilirsiniz. -ucuz -kötü -bedava gibi…

Burada uyguladığınız bütün eşleme türleri sizin kampanyanızı daha aktif ve verimli kullanmanızı sağlayacaktır. Yani negatif kelimeleri kullanarak sizinle alakası olmayan normalde bedava ürün arayan tıklamaların gelmesini engelleyerek paranızın boşa gitmesini engelleyebilirsiniz.  Veya tam eşleme seçeneğini kullanarak n70 melodi yazan birinin sitenize gelmesinden ziyade n70 cep telefonunu almak için arayan kişileri sitenize çekebilirsiniz.

Sonuç olarak tüm eşleme türleri için örnekler çoğaltılabilir, iki yazımın da neticesinde dikkat etmeniz gereken hedefli reklam vermektir. Sitenize gelebilecek alakasız tıklamaları eleyebilmek çok önemlidir. Hem bütçenizi korumuş olursunuz hem de az parayla hesabınızı daha etkin yönetmiş olursunuz.

Google AdWords Professional

Google AdWords Nasıl Etkin Kullanılır? Anahtar Kelimeler

Şubat 21st, 2009 Serbay Ayzit Yorum yok

Google AdWords  Anahtar Kelime Seçimi

Bir süredir Google AdWords ile ilgili bir şey yazamamıştım ama bu kısma da artık en az haftada bir kere değinmeye karar verdim. Google AdWords‘ün bilinçsiz kullanımıyla çok fazla para, etkin kullanılamadan boşa gidiyor. Google AdWords‘ü hedefe uygun kullanabiliyorsanız o zaman Dünya’nın en etkin mecralarından biridir.

Bugün Anahtar kelime kullanımlarına değinmek istiyorum,

Öncelikle anahtar kelimelerinizi seçerken mutlaka AdWords  Anahtar Kelime Aracını kullanın. https://adwords.google.com/select/KeywordToolExternal bu adresten ulaşabileceğiniz bu araç, size istediğiniz anahtar kelimelere benzer kelimeleri önerir ve seçiminizi genişletmenize yarar. Ayrıca istediğiniz kelimelerin aylık aranma hacminden ve rekabet durumlarından bahsederek seçiminizi kolaylaştırır.

Örneğin cep telefonları satıyorsanız, hangi cep telefonu modeli ne kadar aranmış, insanlar nasıl aramış, bu kelimede rekabet ne düzeyde görebilirsiniz. Bu sayede çok rekabet olan pahalı kelimelerden kaçarak daha az rekabetin olduğu kelimeleri seçebilirsiniz. Bu sayede maliyetlerinizi düşürebilirsiniz. Ayrıca bütün kelimelere bakarak insanların istediğiniz ürünü nasıl aradıklarını görebilirsiniz.

Ayrıca bir kampanya altında oluşturduğunuz  reklam gruplarını nasıl seçtiğiniz konusuda çok önemli. Reklam gruplarınızı spesifik ürünlerden oluşturursanız gruplarınızın etkinliği artar, tıklanma oranınız yükselir dolayısıyla uzun dönemde tıklanma maliyetlerinizde düşüş olur.

Örneğin;

Şarküteri dükkanımız var:) (Klasik örnekler vermeyeceğim:))

Ana Kampanyanız  “Kahvaltılık Ürünler”

Alt Gruplarımız ve anahtar kelimeleri şöyle olmalı;

Reklam Grubu: Peynir Çeşitleri

Anahtar Kelimeleri: peynir, peynir çeşitleri, ezine peynir, tulum peyniri , krem peynir, peynir almak, iyi peynir

gibi olmalı, hatta yazım hataları da düşünülerek penyir gibi kelimelerde eklenmeli. Kontrol açısından 20 yi fazla aşmamalıdır. Bu kadar spesifik olmasının nedeni diğer yandan da reklam metnidir.

Yani 50 kelimeli bir anahtar kelime grubunda  peynirden başka kelimelerde karıştırırsanız örneğin zeytin gibi, reklam metnine de hepsini koymanız gerekir, yoksa zeytin diye yazan kişiye içinde peynir geçen reklam metni gösterirseniz tıklanması için bir neden olmaz.

Mesela diğer grubunuz da Zeytin olsun;

Anahtar kelimeleri de; zeytin,zeytin çeşitleri, siyah zeytin, yeşil zeytin, vs…

gibi kelimelerden oluşmalıdır, burada amaç  aramayı yapan kişilere alakalı metinler göstermektir.

Reklamcılığın ana amacı da doğru hedef kitleye, doğru mesajı vermek değil midir?

Bir dahaki yazımda anahtar kelime seçimlerinde eşleme türlerine ve ne gibi faydaları olacağına değineceğim.

Görüşmek Üzere

Google AdWords Professional

Reblog this post [with Zemanta]

Google AdWords Uzmanlarıyla Chat Yapabildiğiniz Servisi Kaldırdı mı?

Ocak 5th, 2009 Serbay Ayzit Yorum yok

Google AdWords içerisinde değişiklikler yaparken bundan 1 ay öncesine kadar takıldığınız yerlerde sağ tarafta bir yazı çıkar ve sizi AdWords uzmanlarıyla chat yapmaya davet ederdi. Oraya tıkladığınız karşınızda AdWords uzmanını bulur, derdinizi anlatır derman bulurdunuz:))

Hatta çok etkili bir yöntem olduğundan ben de çoğu kişiye bunu önermiştim, http://adwords.google.com/support/bin/answer.py?hl=en&answer=17472 AdWords hesap ayarlarını yaparken göremediğiniz zamanlarda linkini verdiğim sayfaya girdiğinizde “Ask a Specialist”yazısını görür ve sağ alt tarafında mutlaka bir AdWords uzmanı ile chat yapma şansını kolayca bulurdunuz.

Bugün bu sayfaya girdiğimde artık böyle bir sayfanın olmadığını gördüm ve şaşırdım. Uygulama çok yenilikçi Google’a yakışan bir uygulama idi ama gelen taleplere yetişemediler de mi kapattılar bilemiyorum.

Teknoloji gelişiyor, müşteriye birebir dokunmak iyice zorlaşıyor özellikle de internet şirketleri için bu daha da zor hale geliyor. Google online chat yöntemi ile müşterilerine bir nevi dokunuyordu, onların sorunlarını çözüp daha mutlu birer tüketici haline gelmelerini sağlıyordu.

Umarım geçici bir şeydir, ve kısa zamanda  bu servisi yeniden yayına alırlar.

2009 Kehanetlerim

Aralık 23rd, 2008 Serbay Ayzit 9 yorum

Bu sene içerisinde blogumda reklam kampanyaları, bütünleşik pazarlama kampanyaları, internet pazarlaması vs. hakkında değerlendirmeler yapmaya çalıştım. Şimdi ise sizinle 2009 kehanetlerimi paylaşmak istiyorum, tutup tutmayacağına seneye kadar vereceğiz artık:)

-Bu seneki büyük kriz bütün Dünyada şirketleri daha tedbirli davranmaya itti, bu durum 2009′da şirketleri para harcarken daha dikkatli olmaya yönlendirecek. Artık büyük markalardan küçük şirketlere kadar herkes harcadığı bir kuruşun dahi hesabını yapacak. Eskiden, verdikleri reklamların  geri dönüşlerini ölçümlemeye bile tenezzül etmeyen markalar artık ölçüme önem verecek. Hatta ziyaretçilerin belirledikleri hedefe dönüşmesi için reklam verdikleri mecraları etkinliğine göre sıralayacaklar. İnternet, Tv, Gazete farketmeyecek, getirisi olduğunu düşünmedikleri yerleri plandan çıkaracaklar.

-Hedefli reklam verme eğilimi hızla artacak. Markalar daha hedefli reklam verebildiklerinden ve ölçümü daha kolay olduğundan internete yapacakları yatırım miktarı fazlasıyla artacak. Krizin etkilerinin yavaş yavaş geçmeye başlayacağı ilk çeyrekte markalar genel reklam harcamaları konusunda temkinli davranacaklarından bütçelerinde kısıntıya gidecekler.

-Ülkemizde internet reklamcılığına verilen önemin artmasıyla çok daha yaratıcı banner çalışmaları görmemiz mümkün olacak.

-Facebook,youtube gibi sitelerin başarısından dolayı açılan sitelerin sayısında artış devam edecek. Fakat çok site olduğundan aralarında ayakta kalan siteler iş planlarını iyi oturtmuş, belirli reklam modelleri olan ve kullanıcının gerçekten ihtiyacına yönelik veya ihtiyacı kendileri yaratan siteler olacak.

-Sadece belirli ihtiyaçlara odaklanan siteler daha başarılı olacak. twitter, friendfeed, flickr gibi Facebook’un sadece belirli özelliklerini  ayrı ayrı kullanıma açan siteler gittikçe artacak. (twitter’ın “şu an ne yapıyorum”,flickr “resim paylaşma” özelliğini aldığı gibi.)

-Video izleme trendi bitmeyecek fakat özelleşmiş sadece belli bir konudaki videoları gösteren siteler artacak. Uzmanlaşma bu konuda da önemli hale gelecek.

-Sitelere video’lu yorum gönderebilme özelliğinin önümüzdeki sene daha fazla kullanılacağını görebiliriz.

-Hedefli reklamcılığın önümüzdeki sene çok daha etkin olacağını düşünürsek, arama motoru reklamcılığı ve özellikle de google ön planda olacak. Önümüzdeki sene adwords kullanmayan şirket kalmayacak.

-KOBİ’ler özellikle Tv, gazete gibi yerlere reklam veremeyeceklerinden daha uygun ama geri dönüşü olan mecraları tercih edecekler. Broşür dağıtma gibi yöntemler yerini google adwords‘e bırakacak. KOBİ’ler adwords ile ilgili internetten daha çok araştırma yapacaklar. İnternette herkesin kullanabileceği araçların bulunması reklam vermekte yaşadıkları zorluğu yok edecek.

-Google ile birlikte internet daha da kolaylaşacak, herkesin kolayca kullanabileceği basit anlatımlı siteler iyice artacak. Her hangi bir aracı kullanmak için saatlerce araştırma yapmaya gerek kalmayacak.

-E-dergi kullanımının artacağını ve artık e-dergilerin de bir reklam mecrası olarak görülüp, bu dergiler için özel video reklamlar  hazırlatılacağını düşünüyorum. (Geçen sene bir kaç örneğini görmüştüm)

- Dikkatli para harcanması, reklamların geri dönüşünün daha çok ölçümlenmeye başlamasıyla markalar kendilerine maliyeti olmayan reklam modellerini daha çok araştıracaklar. WOM etkisinden faydalanmak için sosyal ağlardaki marka fan gruplarının önemi daha da artacak.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar, aklıma geldikçe eklemeye devam edeceğim.

Reblog this post [with Zemanta]

Kriz Zamanı Ürünlerimizi Pazarlasakta mı Satsak, Pazarlamasakta mı Satsak?

Aralık 20th, 2008 Serbay Ayzit 1 yorum


Kriz dönemlerinde en büyük sorunlardan birisi de yatırımların kesilmesidir. Firmalar krizden dolayı bütün harcamalarınızı azaltırlar, tabiki bu kesintiden Pazarlama bütçesi en çok nasibini alanlardandır.

 

Pazarlama zirvesinde de en çok konuşulan konulardan biri de buydu, neredeyse bütün konuşmacılar krizde pazarlama bütçenizi kısmayın yatırım yapmaya devam edin, kriz bitince kazanan siz olacaksınız dediler. Hatta Nielsen‘den gelen kişi önceki zamanlardan örnekler vererek kriz zamanı yatırım yapanların sonradan çok kazançlı çıktığını belirtti. Mantık şuydu, kriz zamanı herkes elini ayağını pazarlamadan tanıtımdan çektiği için eğer siz pazarlamaya  yatırım yaparsanız daha çok sesinizi duyurarak  rakiplerinizden çok daha fazla öne geçebilirsinizdi.

 

Büyük şirketlerin krizde olsa her zaman ekstra paraları mevcuttur ve bu söylemden yola çıkarak, kriz dolayısıyla mecraların fiyatlarının da düşebileceğini göz önünde bulundurursak, para yatırmak ve sesini daha çok kişiye duyurmak çok mantıklı. Belki kriz zamanı geri dönüşleri alamazsınız fakat kriz bitince akılda kalan markalardan biri olacağınız garanti.

Şimdi bu konuşulan herşey aslında büyük markalar için geçerli bir durum, şimdi ülkemize dönelim bu kadar güzel anlatılan krizde mutlaka pazarlama yapın  sonra kazanın stratejisinin KOBİ’lerimiz için ne kadar gerçekçi ona bakalım.

Geçen yazımda da insan düşüncelerinin nasıl bir dalgalanmaya yol açtığını belirtmiştim, işçi çıkartılmaları, harcamaların tamamen kesilmesi, harcayan kişilerin de üç kuruşun hesabını yapmak zorunda olduğundan büyük yerlerden daha ucuza ürün almayı tercih ettiğini göz önünde bulundurursak  küçük işletmelerimizin zaten olmayan gelirleriyle pazarlama harcamaları yapmaları beklenemez. Zaten küçük işletme dediğimiz kişilerin en büyük pazarlama aktivitesi kartvizit bastırmak, afiş bröşür gibi yere atılan şeyler bastırmaktan öte gitmiyor. Peki şimdi kriz zamanı yatırım yapın demek dükkanında hiç iş yapamayan işletmelerimiz için ne kadar gerçekçi bilemiyorum. Orta ölçekli işletmelerimiz de biraz daha büyük çalışmalar yapsalar da daha çok afiş bastırmak, sektör dergilerine ilan vermekten öte gidemiyorlar. Yani küçük işletmenin sorununun biraz daha büyüğü orta ölçekli işletme için de geçerli.

 

Peki ne yapsınlar derseniz?

 

Kesinlikle KOBİ’lerin Pazarlama konusunda bilinçlenmelei şart, artık afiş bröşür gibi yerlere giden hiç kimseye ulaşmayan, kartvizit gibi bir kenara atılan çalışmalar yerine çok daha hedef kitlesine odaklanan reklamlar yapmaları şart. Tüketicisinin nerede olduğunu iyi bilmeli, ona göre hareket edilmeli, yaptıkları harcamalarının hepsinin geri dönüşünü sorgulamalı, rakiplerini analiz edebilmeli ve ona göre yatırım yapmalı.

 

KOBİ’lere tavsiyelerim;

 

1-Google AdWords  kullanmalı ama bilinçli kullanmalı, AdWords eğer hedef kitlenizi iyi belirleyebiliyorsanız, kampanyalarınızı bilinçli bir şekilde optimize edip ölçümleyebiliyorsanız en iyi pazarlama araçlarından bir tanesidir. (Fakat Türkiye‘de büyük şirketlerin bile verimli kullanamadığını düşünürsek, küçük işletmeler bu k0nuda iyi bilgi elde etmeden veya bilenlere danışmadan harcama yapmamalı)

2-Sarı Sayfalar kavramı yurtdışı için çok eski bizim için çok yeni bir kavram, Avrupa ve Abd‘da kullanılan basılı ve online sarı sayfalar yani işletmelerin detaylı ve kategorik şekilde bilgilerinin bulunduğu yayınlar çok tutuluyor. Hatta daha yeni okuduğum makalelerde  satış dönme açısından hala en yüksek  orana sahip mecra olarak geçiyor. Martin Lİndström de yazılarından işletmelerin mutlaka sarı sayfalara ilan vermesi gerektiğini belirtiyor. Çünkü insanlar ihtiyaç anında bu yayınlara başvuruyor ve satın alma işlemlerini gerçekleştiriyorlar.

3-Eğer orta ölçekli bir fabrikaya sahip iseniz yani üretim yapıyorsanız, alibaba.com gibi siteleri mutlaka takip etmelisiniz. Oralara senelik üyelik yaptırıp, her gün 2 saatinizi ayırarak ürün satabileceğiniz firmaları kontrol etmeli, hemen iletişime geçmelisiniz.

4-Mutlaka web siteniz olmalı, web sitesine para mı vereceğim diyerek çok kötü bir web sitesine sahip olursanız sizi internetten bulanlar sizden ürün satın almayı hiç bir zaman düşünmeyeceklerdir. İnternette Google da her gün milyonlarca arama yapıldığını düşünürseniz, bu büyük alandan siz de kendinize güzel bir yer oluşturmalısınız.

5-Potansiyel olarak sizden alım yapabilecek firmaların listesini çıkartmalı, düzgün bir veritabanında bu kontak bilgilerini saklayarak doğru kişilerle doğru şekilde iletişime geçebilmelisiniz. Ve hiç bir zaman ilk hedefiniz ürün satmak olmasın. İnsanlar yapmacık hareketlere her zaman tepki verirler. Siz kendinizi firmanızı düzgün anlatın ve devamlı iletişimde kalın. Belki 1 sene ürün almazlar ama iyi ilişkiler kurmanın geri dönüşünü daha sonradan fazlasıyla alırsınız. Ortada Kazan-Kazan durumu oluşmadıkça kimse sizden bir şey almaya yanaşmayacaktır.

6-Küçük işletmelerin en büyük faaliyetleri bröşürler, afişler dedik. Buralara vereceğiniz parayı hesaplayın ve daha neler yapabiliriz onu düşünün. İnsanların yerlere attığı bir çalışmada bulunmak size bir şey kazandırmaz ama belki de afişe vereceğiniz 1000 ytl’yi 10 tane ürününüzde ciddi indirimler yaparak kaybetseniz ve insanları işyerinize çekseniz çok daha fazla şeyler kazanacağınız garanti. Sokağa atacağınız bu parayla insanların sizi denemesi için fırsat verin. Hiç bir yerde olmayan indirim veya promosyon yapın, belki o sattığınız üründen zarar edersiniz ama gelen kişileri memnun ederseniz, bir dahaki ihtiyaçlarında siz akıllarına gelen ilk yer olacaksınızdır.

7-Devamlı güleryüzlü olun, gülmek size bir şey kaybettirmez, zaten herkesin suratı asık dolaştığı günlerde bir tutam gülümseme size çok şey kazandırır.

8-Müşterilerinizi sakın kaçırmayın, eğer belli bir müşteri kitleniz varsa onları elde tutmak için her şeyi yapın. Müşteriyi elinizde tutmak yeni müşteri kazanmaktan çoğu zaman daha zor olabilir. Eğer bir sipariş almışsanız her şey bitmiş gibi davranmayın, unutmayın o alışverişte size gelen müşteriyi memnun etmezseniz bir daha sizi seçmesi için neden kalmaz. Olası gecikmelerde siz arayın müşterinizi, her durumdan haberdar edin. Sonradan yetiştiremiyorum demek size çok pahalıya patlayabilir.

Şimdilik diyeceklerim bunlar, umarım okuyanlar için faydalı olmuştur. Her türlü sorunuz öneriniz için iletişim formundan bana mail atabilirsiniz.

İyi haftasonları….

 

Kategoriler: Yaşam Etiketler: , , , ,

Çok Sakıncalı Bir Google Reklamı

Kasım 28th, 2008 Serbay Ayzit 2 yorum

Google içerik ağı reklamlarını bilirsiniz, adsense üyesi website içeriklerini seçtiğiniz anahtar kelimeyle eşleniyorsa reklamınızı o sitede metin olarak yayınlar. Kontrol edilmesi çok da mümkün olmayan bir mekanizma olduğundan yanlış eşlemeler her zaman olabiliyor. Ama bazı zamanlarda bu eşleşmeler oldukça kötü ve rahatsız edici olabiliyor.

İşte bu örnek gibi; Geçen hafta Mumbai’deki terörist eylemleri duymuşsunuzdur, işte bu haberlerin yanında birisinin reklamı yayınlanmış ve reklamda “%100 online teröristlik kursu fırsatını kaçırmayın” gibisinden bir reklam yer alıyor. Devamını oku…

Google Müşteri İlişkilerini Nasıl Yönetiyor? (İkinci Yazım)

Eylül 29th, 2008 Serbay Ayzit 2 yorum

The main Google page as of June 2008Image via WikipediaBir diğer çok taze başımdan geçen olaya da bu yazımda değinmek istedim. Evet yine şirketimiz Google, sorunumuz yaptıkları bir sınavla ilgili. Bu olayda Uğur abinin söylediklerine daha güzel örnek olabilecek bir olay var. Çünkü ortada yaşadığım bir sorun var ve bakın bakalım normal bir Google Uzmanı bana ne gibi çözümler önermiş.

Google AdWords Reklam Uzmanlığı sınavına dün girdim, sınav online yapılıyor, bağlantınız giderse veya bilgisayarınız kapanırsa hesabınıza giriş yaparak yeniden devam edebiliyorsunuz. Ben Pazar günü sınava girdim, bağlantı probleminden dolayı bilgisayarı iki defa kapamak zorunda kaldım ve ikinci kez hesabımı açtığım zaman sınava devam etme hakkım olduğu halde sınav süremin dolmuş gibi gösterildiğini gördüm çok sinirlendim. Hemen gerekli yerlere e-posta’lar gönderdim, sonra da aklıma AdWords uzmanları geldi ve hemen canlı konuşmaya girerek uzman ile konuşmaya başladım, şikayetimi belirttim, beni güzelce dinledi, ne çözüm bulabilirz diye konuşmaya başladı, benden olayın detaylarını öğrendi ve bu sınav ile ilgilenen birim tamamen onlardan ayrı olmasına rağmen çözüm bulmak için benden her detayı aldı.

Sonra ilgili birime bu olayı mutlaka ileteceğim ve çözülmesini sağlayacağım dedi, konuşmayı bitirdik, daha aradan 1 saat geçmeden, e-postama baktığımda, gerekli birimlere Devamını oku…

Google Müşteri İlişkilerini Nasıl Yönetiyor?

Eylül 29th, 2008 Serbay Ayzit Yorum yok

Sign at the GoogleplexImage via WikipediaSevgili Uğur Özmen abimizin son zamanlarda bankaların çağrı merkezi ekranlarıyla ilgili yazılarından sonra Google müşteri ilişkilerini nasıl yönetiyor adıyla bir yazı yazmak istedim.

Google’un müşterilerine yani ürününü kullanan insanlara karşı olan ilgi, alakasını ve nasıl yardımcı olduğunu gördükçe neden bu kadar büyük olduklarını bir kez daha anlayabiliyorum. Uzun zamandır Google AdWords başta olmak üzere bir çok Google programını çok aktif kullanıyorum. Özellikle de AdWords’ü profesyonel olarak (İnşallah yakında Sertifikalı bir google reklam uzmanı olarak) kullanıyorum. Size AdWords ile ilgili başımdan geçen bir kaç olayı kısaca anlatacağım.

Bir gün AdWords hesabında yeni reklam kampanyaları açarken hesap ekranımın sağ tarafında “Bir Google AdWords Uzmanı ile Konuşmak İster misiniz?” diye bir yazı gördüm. Yok artık şimdide bir AdWords uzmanı ile canlı chat yaparak soru da mı sorabileceğim diye içimden geçirdim ve denemek için yazıyı tıkladım, ayrı bir canlı chat ekranı açıldı önce benden hesap bilgilerim e-posta adresim istendi, sorumun ne olduğunu da yazdıktan sonra beklemeye başladım. Daha 1 dakika dolmadan bir Google Uzmanı bana ismimle hitap ederek yazdığım soru başlığını da anımsatarak; “Merhaba Serbay, size ……….. sorununuzla ilgili nasıl yardımcı olabilirim?” dedi. (Tabiki bu konuşmalar ingilizce, türkçe desteği şu an yok.) Bende o sıra  yeni çıkan google adplanner ile ilgili bazı sorular yönelttim, çok güzel cevapladı, ve her seferinde daha nasıl yardımcı olabilirim diye sordu. Daha sonra daha da şok olduğum yere geldik, adplanner ile ilgili bir kaç soru daha sorduğumda bana “İsterseniz bu konuyla ilgili size daha da ayrıntılı açıklama yapması için İstanbul’dan ……. bey’e ben ileteyim” dedi. Söylediği isim Devamını oku…

Web Stats