İnternette Kriz Yönetimi

Temmuz 18th, 2009 3 yorum

İnternette Kriz Yönetimi

En son yazdığım “İletişim Kanallarını Açık Tutmak” isimli yazıma, sevgili Uğur Özmen’den çok güzel bir yorum geldi. Uğur abi son yıllarda çokca karşılaştığımız marka karalamalarına karşı internette nasıl tavır alınmalı, onun hakkında yazar mısın diye rica etmiş. Öncelikle çok güzel bir konuya değindiği için teşekkür ederek yazıma başıyorum.

LCW, Coca Cola, Danone ve daha bir çok büyük marka hakkında son yıllarda internet üzerinden karalama kampanyaları yapıldı, milyonlarca kişiye e-postalar gönderildi ve bütün bunların sonucunda belki kısa dönemli de olsa markalar zarar gördü. İnternette özellikle dedikodu mahiyetinde haberlerin, büyük markalar hakkında çıkan şehir efsanelerinin yayılma hızları inanılmaz.

Peki bu yayılma süreci nasıl işliyor ve bu süreçlere nasıl müdahele etmeli neler yapmalı?

Bu sürecin başlangıcında muhtelemen birisi bilgisayarının başında sıkılır, veya her hangi bir markadan dolayı canı yanmıştır kendine öylesine bir isim bulur, bir marka hakkında bir efsane uydurur, sonrasında internette gönderdiği kişiler zaten bunu e-posta listelerindeki insanlarla paylaşarak işi iyice büyütür.  Muhtelemen 2-5 gün içerisinde e-posta ilk gönderen kişiye geri döner, o kişi de keyifli keyifli güler:) (Bu senaryo genelde markalar hakkında asılsız iddiaların çok olmasından dolayıdır, bu yüzden bu olumsuz durumu ele alıyorum, eğer bu e-postadaki iddia gerçekse ve kanıtlanabiliyorsa markanın kabul etmek ve pazar payı kaybını kabullenmek dışında yapacağı fazla bir şey yoktur)

Kendisine X markası hakkında e-posta gelen bir kişi son yıllarda bu tarz iddiaların çok olması sebebiyle muhtelemen hemen inanmayacaktır. Ve anında google.com’a girip marka adı+sahtekarlık-böcek-şuna satıldı gibi aramalar ile bilgi edinmek isteyecektir. Yani internet kullanıcısı e-postayı aldığı anda veya haberi duyduğu anda hala yenik sayılmayız. Durum şimdilik eşit. Esas oyun aramadan sonra başlıyor. İşte bu andan sonra neler yapabiliriz hemen bakalım;

-E-posta binlerce kişiye ulaştıktan sonra illa ki birileri internet üzerinde bir foruma veya bloga iftira e-postasını yapıştırırlar. Bu demek oluyor ki, google aramasını yapan kullanıcılar hala iftira haber ile karşılaşıyorlar.

-Öncelikle google alert ile marka ismini, değişik kullanımları ile birlikte takip etmeye hemen başlamalısınız. Google alert’te takip ettiğiniz kelimeleri reader’ınıza da alabilir, takibinizi kolaylaştırabilirsiniz. Her gün mutlaka sizin hakkınızda çıkan haberlere göz atmalı, en ufak haberi gözden kaçırmamalısınız. Eğer bunu yapıyorsanız hakkınızda çıkan iftira haberi çıktığı anda yakalayabilirsiniz. Ve oyunda hala yenik sayılmazsınız.

Şimdi aksiyon zamanı;

-Hemen şirket içinde ilgili departmanları, varsa PR ajansınızı toplayarak hızlı çözüm önerilerini üretmelisiniz. Bu iftiraya karşı kanıtlı bir yanıt olabilir, genel müdürden bir açıklama olabilir. Ama önemli olan hızlı karar alınması.

-Basına gönderilecek yazı hazırlanırken, internette hemen kendi sitenizde bu konuyla ilgili açıklamanızın olduğu bir sayfa hazırlamalısınız. Ama bu sayfa basit olmamalı. Aksine size atılan iftirayı içeren, içinde kanıtlarınızın bulunduğu hatta klasik bir açıklama yazısı değil genel müdürünüz veya üst düzey yöneticilerinizin birinin elinden yazılmış bir yazının bulunduğu zengin içerikli bir sayfa olmalı. İnternette insanların karşılarında görmek istedikleri şey samimiyet öncelikle. Bu sayfa hazırlanırken mutlaka Arama Motoru dostu bir sayfa olmalıdır. Bu konuda bir uzmana danışmak ona göre sayfa hazırlamak en önemli hamlelerden birisidir.

-Sayfa hazırlanması ve yayına alınması çok hızlı bir şekilde yapılmalıdır, çünkü her ertelediğiniz dakika içerisinde google’da sizin hakkınızda binlerce arama yapılıyor olabilir. İnsanlar bilgi almak istiyor, bir açıklama görmek, eğer o markanın müdavimi ise de içini rahatlatmak istiyor. Arama motoru dostu bir sayfa ile sizin hakkınızda yapılacak olası kelime aramalarında en üstte çıkmanız sizi bu oyunda öne geçirir.

-Ama daha da fazla bir şey yapmak lazım, insanlar aramaya devam ediyor, her kelime aramasında sayfamız en tepede olmayabilir. Hemen google adwords ile bir hesap açılmalı ve size atılan iftira hakkında bilgi almak isteyecek kişilerin karşısına içerisinde açıklama sayfanızın bulunduğu bir reklam kampanyası ile çıkılmalıdır.

Google reader ile haberi anında yakaladık, hemen oturup karar aldık, arama motoru dostu sağlam içerikli bir sayfa hazırlayıp yayına aldık, adwords ile de hakkımızda yapılan olası aramalardan kullanıcıları yakaladık. İşin büyük kısmı bitti.

Amacımız hemen aksiyon almak, bilgi almak isteyen insanlara doğru bilgiler sunmak, en tepede yer alarak bizden başka sayfalarda yanlış bilgi almalarını engellemektir.

Eğer bu olay tahminimizden fazla yayıldıysa, elimizde bulunan kullanıcı veritabanına e-posta da gönderebiliriz. Veya bu iş için farklı e-posta veritabanlarını kullanabiliriz (superteklif) . Burdaki önemli noktada e-posta gönderme işini ciddiye alarak profesyonel olarak büyük veritabanlarına e-posta gönderen firmaları tercih etmemizdir. Gönderdiğimiz e-postalar spam’e düşüyorsa göndermenin bir anlamı yoktur.

Açıklama için, eğer şirketimiz için bir blog tutuyorsak, bu alanı da kullanabiliriz. Bu tarz haberlerin yayılma hızı inanılmaz boyutlardadır. Çünkü işin içerisinde bir şehir efsanesi, insanların birbirlerine boşken bahsedebileceği bir olay vardır. Bir marka önlemini ne kadar geç alırsa zararı o kadar büyük olur.

Zaten söz konusu haber yalan ise, kanıtlarıyla yalanlamak, samimi, dürüst olmak hasarı en aza indirecektir. İnternette kullanıcılar ile markalar yakınlaştı dedik, artık kullanıcılar markalardan klasik açıklamalar değil samimiyet bekliyor. Bir de markalara internette bulunabildiğiniz kadar çok bulunun dedik, işte bu noktada daha bir anlamlandı sanki. Sizin hakkınızda haber almak isteyen kullanıcıların google ilk 10 arama sonucunda yanlış haberlerle karşılaşmalarını istemiyorsanız internette çok daha fazla yer edinin.

Bu konu ile ilgili LCW mağazası kendisine atılan iftiradan sonra google adwords reklamlarını kullanmıştı. İlk ağızdan müşterilerini bilgilendirerek işin büyümesini engellemişti. Siz doğru bilgiyi müşterilerinize hemen ulaştırıyorsanız, kişilerin söyleyebilecekleri ikinci bir şeyleri kalmaz. Ama hiç bir şey yapmazsanız sizin hakkınızdaki şehir efsanesi gerçek bir efsane halini alır.

İletişim Kanallarını Açık Tutmak

Temmuz 5th, 2009 3 yorum

Markalar ve İletişim Kanalları

İnternetin markalara en büyük katkılarından bir tanesi tüketici-marka ilişkisini kolaylaştırması. Yani eskiden sadece raflarda, Tv reklamlarında gördükleri, kolayca ulaşamadıkları markalara artık tüketiciler kolayca ulaşabilmektedirler.

Telefon numaraları,e-posta adresleri gibi ulaşım yöntemleri ile basitçe markaya şikayetinizi, övgülerinizi iletebiliyorsunuz. Fakat bir çok marka bununla da yetinmiyor, twitter, micro site açmak gibi yöntemlerle müşterileriyle daha da yakınlaşıyor, onlardan fikir alıyor, şikayetlerini cevaplıyor. Twitter’ı Comcast gibi bazı firmalar müşteri şikayetlerini, isteklerini karşılayarak kullanıyorlar starbucks gibi bazı markalar ise mystarbucksidea.com gibi sitelerde müşteri önerileri alıyorlar. Ülkemizdeki müşteri-tüketici yakınlaşmasına en güzel örneklerden bir tanesi ise www.ideshot.com, ideshot aracılığıyla da bir çok marka ürününü kullanan kişilerden öneriler alıyor, beğenirse hayata geçiriyor. Beğendikleri önerilere verdikleri hediyeler ile de kazan-kazan prensibini çok güzel uyguluyorlar.

Markalar, internet üzerinde müşterilerinin kendilerine ulaşması adına her türlü iletişim kanalını açık tutmalılar. Eğer web sitenize giren kullanıcı size ulaşmak için eziyet çekiyorsa baştan 1-0 yenik başlarsınız. Ana sayfanıza gelen kişilerin görmeleri gereken en önemli şeyler; telefon numaranız, iletişim linkiniz, farklı istekler için farklı e-mail adresleri, sizi arayalım kurguları, gibi özellikler olmalıdır. Kolayca ulaşılabilir olmanız en önemli artınızdır. Ayrıca twitter,friendfeed gibi siteleri GERÇEKTEN kullanmak, blog açmak markaların tüketiciyle yakınlaşmalarına olanak sağlar.

Markanızla az önce çok kötü deneyim yaşamış biri, internet üzerinde harıl harıl bu firmaya nasıl ulaşırım diye sizi arıyor olabilir. Ararken de nerede bu lanet olası telefonları, e-posta adresleri diyor da olabilir ve muhtemelen 2-3 dakika arayıp sizi bulamadıktan sonra hemen bir şikayet sitesine girip bütün deneyimini yazabilir.

Bu durumda sinirli komşudan kaçan, duvarın arkasına gizlenen ve annesine şikayet edilen çocuk mu olmak istersiniz, yoksa bütün iletişim kanallarınızı açık tutarak müşterilerizin size kolayca ulaşmasını sağlayarak şikayetçi teyzenin karşısına çıkan, özür dileyen, kendini affettiren, konu annesine gitmeden kendi çözen çocuk mu olmak istersiniz?

Tercih sizin, kolayca ulaşılabilir olun, internet dünyasında hiç bir yere kaçılamayacağını unutmayın.

Sayyac.com

Haziran 12th, 2009 4 yorum

Kendi websitelerini yapan bloglarını yazan kişiler olarak bir çoğumuz sitemizle ilgili verileri çok merak ederiz. Eğer bir ölçümleme aracı kullanıyorsak bu araç çoğunlukla google analytics olur.

Daha basit, hesaba girişi kolay olan, siteye girenlerin ip’lerini, sayfa ve kelimeleri kolayca görebileceğimiz siteler de mevcut. Bunlardan bir tanesi de sayyac.com. Extreme tracking’e çok benzeyen bir site olan sayyac, sitenizle ilgili bir çok bilgiyi kolayca bulabileceğiniz bir araç.

Sitenize kod ekleyerek hemen kullanabileceğiniz bu araç bir zaman sonra hastalık yapabiliyor. Nitekim bende de bir sürü analytics aracı kurulu olmasına rağmen, eskiden extreme tracking’e şimdi ise gün içinde defalarca sayyac.com‘a girerek anlık hareketlere bakıyorum.

Siteniz için kolaylıkla kullanabilirsiniz, sanırım daha farklı özellikleri olan paralı versiyonları da mevcut.

Tüketicilere Ürün Deneyimini Yaşatmanın Önemi

Mayıs 24th, 2009 2 yorum

Her sene milyonlarca ürün piyasaya çıkıyor. Hepsininde tek bir amacı var, tüketicilerin cebindeki pastadan pay alabilmek. Malum Levent Erden’in Pazarlama Zirvesinde belirttiği gibi artık markalar için rakip kavramı bambaşka bir hal aldı. Televizyon almak ile tatile gitmek de birbirine rakip. Tüketicinin cebinden para kazanmak isteyen herkes bu alanın içerisinde.

Yayına girmiş para kazanmak amaçlı bir websitesi de bir üründür, bir jilet markası da. Piyasayı çok iyi analiz ettiniz, araştırmanızı yaptınız, tüketicilerin tam ihtiyacı olan bir ürünü piyasaya sürüyorsunuz. Ne gibi tanıtma planlarınız olabilir? Reklam, PR vs.

Bunların bütün amacı çıkardığınız ürünün adını, ne işe yaradığını basit cümlelerle tüketicilere anlatmaktır. Bundan sonra sıra üründedir, eğer sizin güvendiğiniz ürününüze tüketiciler de güvenirse gerisi gelir.

Başka Neler Yapılabilir? Bu Süreç Nasıl Hızlandırılabilir?

Ürün Deneyimini Tüketicilere Yaşatmak

Ürününüzü kimseye kullandırmadan olduğunuz yerde beklemek ve ürünüm çok iyi demek çoğu zaman hiç bir işe yaramaz. Çıkarttığınız ürünü eğer hedef kitlenize denetemiyorsanız ürünün patlama yapması için oldukça bekleyeceksiniz demektir.

Ortaya çıkardığınız çalışma bir websitesi olabilir; yaptığınız işe inanıyorsanız, paralı üyeliklerinizi belli sayıda kullanıcınıza hediye etmenin yolunu bulun, denesinler, test etsinler, beğenirlerse bir çoğu paralı üyelikleri bitince tekrar üye olmak isteyeceklerdir. Onlara hediye verdiğiniz için sizin sadık birer marka temsilcileriniz olacaklardır.

İkinci bir seçenek ise, 10 gün bütün üyelerinize paralı üyeliği deneme fırsatı vermenizdir. Bu şekilde de ürününüzün faydalarını bir çok kullanıcıya anlatmış olacaksınız.

En sonuncusu ise bütün üyelerinize belli bir limite kadar kullanımı serbest bırakmanızdır. Bu şekilde de kullanıcılar web sitenizi deneme fırsatını fazlasıyla bulacaklardır.

Bunların hiçbirini yapmazsanız hedef kitleniz hiç bir zaman ürününüzün faydalarını, ne işe yaradığını bilemeyecektir.

İnternette bir çok örneğini görebilirsiniz, dosya depolama hizmeti veren bazı siteler belli bir limite kadar dosya yüklemenizi serbest bırakıp daha sonrası için para istemektedir. SEOmoz da pro üyeliği kimi zaman yaptığı kampanyalar ile 10 gün üyelere ücretsiz olarak açmakta, insanların denemesi için çaba sarfetmektedir. Bu gibi daha bir çok örnek sayabiliriz.

Fiziksel Ürünler

Fiziksel bir üründen bahsediyorsak da aslında durum pek fazla değişmiyor. Bu sefer denettirilen ürün bir çikolata, şampuan, parfüm olabiliyor.

Örnekler üzerinden gidecek olursak,

Gillette tıraş bıçağını ucuza satmakta fakat jiletlerini ise daha pahalıya satmaktadır. Buradaki amaçta kullanıcının uygun bir fiyata tıraş bıçağı ve jiletini alması, beğendikten sonra ise yine jilete ihtiyacı olacağından gidip 5′li bir jilet seti almasıdır. Halbuki tıraş bıçağı pahalı olsa belki de çok fazla kimsenin deneme fırsatı olamayacak.

Yine markaların fikrimuhim.com gibi kanallarla tüketicilere denemeleri için gönderdikleri ürünler o markanın ürününün yayılmasında en büyük etkenlerden birisidir. Marketlerde stantlarda bir çok markanın ürünlerini denettirdiğini de görebilirsiniz.

Buradaki kilit nokta ortaya çıkardığınız şey ne olursa olsun, kullanıcınıza denettirmenin bir yolunu bulmalısınız. İlk hedef olarak para kazanmayı koyarsanız, ürünlerinizi bedava dağıtmanın size zarar ettireceğini düşünürseniz uzun vadeli başarı yakalamanız pek mümkün olmaz.

Reblog this post [with Zemanta]

Markalar İnternette Daha Çok Yer Edinmeli

Mayıs 5th, 2009 2 yorum

Bir firma veya marka ile ilgili merak ettikleriniz var? Ne yapıyorsunuz ilk olarak? 

İlk olarak Google.com’a giriyor ve firma/marka adıyla arama yapıyorsunuz ve hakkında kim neler demiş bakıyorsunuz değil mi? Eğer ilk sayfada firma hakkında kötü haberler çoksa düşünceniz bile değişebilir.

Bu yüzden artık marka/firma isimlerinin google aramalarındaki ilk sayfaları çok daha önemlidir. Siz bir marka olarak internette ne kadar daha fazla kendinize yer edinirseniz, sizinle ilgili aramalarda ilk sayfada sizin ürettiğiniz içerik bilgileri çıkar.

Peki ilk sayfada sitem çıkıyor zaten daha nerede bulunabilirim diyorsanız?

-Kurumsal blog ile hem markanızla ilgili bilgileri kullanıcılarınıza ilk ağızdan verebilir hem de google.com ilk sayfasında kendi siteniz haricinde bir yer daha edinmiş olursunuz.

-Fan sayfaları, facebook, myspace gibi yerlerde size özel sayfalar oluşturursanız hem marka fanatiklerini bir araya getirmiş olursunuz ve yine google’da bir yer daha edinmiş olursunuz.

-Twitter,friendfeed vs. gibi araçları da kullanarak müşterilerinize sizden haberleri daha hızlı sağlayabilirsiniz ve tekrar google anasayfasında bir sayfaya daha sahip olabilirsiniz.

-Kurumsal sitenizin yanında, belki sizden haberlerin olduğu, anlık kampanyalarınızı yazdığınız ana sitenize bağlı bir site de açabilirsiniz. Bu da faydalı olacaktır.

-Wikipedia, bu devasa bilgi deposu arama motorlarının çok sevdiği bir yapıdadır. Bu yüzden eğer markanızla ilgili bilgiler oarada mevcutsa mümkün olduğunca sayfanızı zenginleştirin.

-Son olarak gönderdiğiniz basın bültenlerini belli başlı SEO kurallarına dikkat ederek hazırlarsanız yayınlandığında sizinle ilgili aramalarda ön plana çıkabilirler.

Bunları açmış olmak için açmak kesinlikle hiç bir fayda getirmeyecektir, google sizinle ilgili arama sonuçlarında en çok içeriğin zenginliğine bakacaktır ve eğer siz boş içerikli alanlar yaratmış iseniz yine ilk sayfada çıkma şansınız fazla olmayacaktır. Bu yüzden internette kendinize edindiğiniz her alana maksimum ilgi göstermek gerekmektedir. Bir ev kiralayıp içinde eşya olmadan oturamayacağınız gibi açtığınız yeni alanları da boş bir şekilde tutmayın, mutlaka sizinle ilgili veya sektörünüzle ilgili kaliteli içerik üretin.

Marka aramalarında google ilk sayfası o markanın kimliğidir, arayan kişinin karşısına markayla ilgili direkt kötü şeyler çıkıyorsa baştan kaybettiniz demektir. Uğur abinin dediği gibi müşteri deneyimi internette kullanıcının sizi aramaya başladığı anda başlar. Siz ne kadar fazla içerik üretir, sizi seven kişileri konuşturursanız olumsuz içerikler arka sayfalarda kalacaklardır.

Twitter ve Pazarlama

Nisan 19th, 2009 6 yorum

Obama’nın seçimlerdeki pazarlama kampanyasıyla daha fazla ilgi gösterilmeye başlanan twitter, ülkemizde de gazete dergi gibi mecralarda da çokca yer almaya başladı. Tabi bunun neticesinde markalarda biz nasıl kullansakta burada varolsak diyerek twitter üzerinden çalışmalar yapmaya başladılar. Markaların twitter‘ı ülkemizde nasıl kullanmaya çalıştığı ve nasıl kullanması gerektiği konusunda yurtdışındanda örnekler vererek  biraz bahsetmiştim. Bu yazımda ise biraz daha ileri giderek nasıl kullanlırsa daha faydalı olabilir buna değineceğim.

Konuya girmeden önce sanatçılarında twitter ve friendfeed keşiflerinin başladığını görüyorum ve nasıl kullanalım sorularını da ilgiyle takip ediyorum:) Kısaca buna cevap verip daha sonra esas konumuza geçelim; Devamını oku…

5 YTL Sizin için Önemli Olmayabilir ama Başkaları için Çok Önemli

Nisan 8th, 2009 1 yorum

Friendfeed’de yaymaya çalıştığım bir kampanyayı siteme de taşımak istedim, umarım faydalı olur. 

Sevgili hocam EBru Nurluoğlu’nun uzun zamandır zaten yaptığı bir şey olan kimsesiz çocukları okutmak, yardım etmek eylemini ben de yaymak istedim. Kendisi Aip Vakfının kurucusudur, Aip Vakfı şu an piyasada bilinen bir çok vakıftan çok daha eskidir. İşte Kampanya;

 

5 YTL

5 YTL

Galatasarayda master yaptığım zamandan hocam olan sevgili Ebru Nurluoğlu Aip Vakfının da kurucusudur, 1993-1995 yıllarından beri kendini hayır işlerine adamış birisidir. Arkasında hiç bir büyük grubun varlığı olmadan kimsesiz çocukları okutmaktadır hatta bir çoğunu ilkokuldan üniversiteye kadar hiç Bırakmamış, devamlı görüşmektedir. Öğrencilerle kendisi ve ekibi gönüllü olarak birebir ilgilenmektedir. Ebru hocam hakkında detaylı bilgiyi http://www.enpr.com.tr/ENPR.as… buradaki özgeçmişinden, vakıf sitesine ise http://www.aipvakfi.org/aip.as… buradan gidebilirsiniz. Ben aktif olarak bu projeye destek veriyorum, elimden geleni yapacağım. Yaymama yardımcı olursanız çok sevinirim. Desteklerinizi bekliyorum…

Teşekkürler

Kategoriler: Yaşam Etiketler:

Twitter Markalar Cenneti mi Oluyor?

Nisan 4th, 2009 3 yorum

Twitter’da artık her gün beni başka bir markanın takip ettiğini görüyorum, bir marka kampanyası için bir diğeri laf olsun diye, bir başkası markam twitter’da bulunsun diye kendilerine twitter dünyasından bir yer ediniyorlar.

Obama ile daha da ünlenen twitter ülkemizdeki markaların iyice dikkatini çekmiş olacakki amaçsız bir şekilde marka üyelikleri twitter’da artmaya başladı. Markamıza katkısı ne olur, bizden ne alır ne götürür, artıları nelerdir diye düşünmeden yapılan bilinçsiz eylemler silsilesi olarak görüyorum bu hareketi. Amaç sadece şunlar yapmış biz de yapalım, Obama çok başarılı oldu biz de belki oluruz gibi bir şeyse kesinlikle boşa vakit kaybı.

Twitter, markalar için çok işe yarar ama hangi markalar, hangi amaçlar için işe yarayacağını iyi tespit etmek gözlemlemek gerekir. Örneğin Dell bilgisayarları twitter’ı kullanarak milyonlarca dolarlık satışlar yaptılar. Evet twitter uygun fiyata satışlar yapan kaliteli bir kurumun işine yarayabilir, çünkü onu takip eden kişilere öncelik sağlıyor, uygun fiyata ürünler bitmeden almak gibi bir fayda sağlıyor. Cnn, Espn gibi markalara faydası mutlaka vardır, çünkü her an o siteleri gezemeyecek kişilere kısa haber başlıkları ve linkler şeklinde güncellemeler göndererek onu takip edenlerin gündemi anında görmesine olanak sağlayarak bir fayda oluşturuyor. Mesela daha farklı bir örnekte Zappos Ceo’su twitter’da bulunup markasını temsil ediyor ve gerçek bir kişi olarak insanlara cevap veriyorsa kullanıcıların markaya olan güveni çok daha fazla artacaktır. Onu takip edenler için ise sevdikleri markayı daha iyi benimsemelerine yol açarak kendilerini iyi hissetmelerini sağlıyor. Ve daha şimdi aklıma gelmeyen bir çok başarılı örnek.

Peki bizde önce siyasetin yapmacık olarak el attığı twitter şimdi de markalarından haber vermek isteyen veya kampanyalarını bildirmek isteyen firmalarla doldu. Yapabildikleri ise bir kez veya iki kez marka sloganını girip bırakmak. Bu mudur acaba sosyal medyayı etkin kullanmak? Bu sadece orada olmak için olmak.

Kim başarılıdır derseniz? Pegasus başarılıdır, çünkü twitter’ı ciddiye aldılar, garip mesajlarla insanları rahatsız etmediler, kendi sitelerinde ayrı bir yer açtılar, bir yarışma yaptılar, yarışmada doğru cevaplayan 1.,50.,100. kişiye uçak bileti hediye ettiler. Yani kendilerini takip eden 1111 kişiye bir fayda sağladılar. Bu işi ciddiye aldılar ve bence başardılar. 

Sevgili markalar artık sosyal medyayı kullanmış olmak için kullanmasak? Bir baksanız acaba bize ne faydası olur, bizi takip edenlere ne sunabiliriz diye bir sorsanız kendinize.

Ne dersiniz çok güzel olmaz mı?

Google AdWords Resmi Blogunda Ropörtajım Yayınlandı

Mart 26th, 2009 8 yorum

Google AdWords Resmi Blogunda Ropörtajım Yayınlandı

Ropörtaj linki: http://adwords-tr.blogspot.com/2009/03/blogumuzda-bir-konugumuz-var.html

Normalde bu alanda markaların yaptıkları ile ilgili yazılar yazmaktan kaçınıyorum, yazdığım markalar ise bana gerçekten önem veren, değer katan markalar. Böyle markalar herkes için önemli olduğu kadar benim için de önemli.

Bugün Google AdWords resmi blogunda ropörtajım yayınlandı. Bundan dolayı çok mutluyum ama neden bunu yazdığımıda belirtmek istiyorum.

Ben uzun zaman Google AdWords Yardım İngilizce forumlarında oldukça aktiftim, daha sonra Türkiye’de yardım forumu açılınca aktifliğim burada da devam etti. İnsanlara mümkün olduğunca yardımcı olmaya çalıştım, hatta bir çok kişinin Msn, gtalk’ını alıp birebir yardımcı oldum hala da oluyorum. Blogumda yardımcı olmak için AdWords ile ilgili yazılar yayınlıyorum.

Bundan 2-3 ay önce Google İrlanda Türkiye ekibinden Başak Hanımdan mail almıştım, mail’de bana desteğimden ötürü teşekkür etmişti. Çok hoşuma gitmişti böyle bir davranış sonuçta ben sadece paylaşım ve yardım için yapıyordum kimse bir şey demese de paylaşmaya devam edecektim. Sonrasında 1,5 ay önce yine Başak hanım beni telefonla arayarak forumdaki aktifliğim, İngilizce ve Türkçe sitelerimdeki paylaşımlarım konusunda bana yine teşekkür etti. Ve arkasından benle ropörtaj yapma isteklerini dile getirdi. Eğer evet dersem çok mutlu olacaklarını belirtti. Ben de memnuniyetle evet dedim. Ayrıca büyük kibarlık yapıp benden adresimi isteyerek Google İrlanda olarak bu desteğimden dolayı bana bazı hediyeler göndermek istediklerini de eklediler. Ve inanın bunların hepsini benle paylaşırken ne kadar içten ve kibar davrandığını anlatamam. Google’dan değil de çok ufak bir yerden arıyormuş gibiydi. Hemen 2 gün sonra çok şirin hediyelerim geldi. (resimlerini akşam paylaşırım). Ve gerçekten çok mutlu oldum.

Neden bu kadar mutlu olduğuma gelirsek;

-Google açısından yazdığım, paylaştıklarım değerli görülmüştü,
-Beni telefonla arayarak bu düşüncelerini dile getirdiler, bana değer verdiklerini hissettirdiler. (Dediğim gibi yapmayabilirlerdi, ben zaten paylaşımlarıma devam ederdim.)
-Benimle ropörtaj yapmak istediler ve bu Dünya’da çok fazla yaptıkları bir şey olmadığından benim için çok değerliydi.

Kısacası, bir marka onu kullanan insana “sana değer veriyorum” düşüncesini daha iyi iletemez diye düşünüyorum. Bende işte bu yüzden yayınlamak istedim burada.

Teşekkürler Google!
http://adwords-tr.blogspot.com/2009/03/blogumuzda-bir-konugumuz-var.html

İyi Girişen Her Zaman Kazanır

Mart 22nd, 2009 3 yorum

Genelde yazılarımızda girişim olarak hep internet üzerine yapılmış girişimleri veya büyük çaplı girişimleri ele alıyoruz. Aslında yürüdüğümüz her sokak başında kendi işinin başında olan başarılı olabilen veya olamayan bir sürü girişimci mevcut. Bu bir markette olabilir, çorap satan bir mağazada.

Önceki yazılarımın bir tanesinde Beşiktaş çarşının içinde ki bir yerden bahsetmiştim, asıl işi kuruyemiş olan ama çikolatadan tutunda sigara, bisküvi gibi şeyler de satan bir ufak marketten söz etmiştim. O kadar güler yüzlü bir sahibi vardı ki, eğer bakkaldan bir şeyler alacaksam sadece oraya uğruyorum demiştim. Dün yine ordaydım, adına bu sefer dikkatlice baktım, yerin adı; Miş Miş Kuruyemiş idi.

Dün bir şeyler almaya girdiğimde dükkan sahibi yine çok sıcak karşıladı, isteklerimi sordu. Bende isteklerimi alırken kendisine onu ne kadar takdir ettiğimden bahsettim. İnsanları çok iyi karşıladığından ve güzel hizmet verdiğinden bahsettim. (Aslında unuttuğumuz bir değer ama beğendiğimiz şeyleri her zaman yüksek sesle takdir etmeliyiz bence) Teşekkür etti. Ve orayı açmasının üzerinden 11 ay geçtiğinden bahsetti, askerden gelmiş ve bu işe girişmişti, giriştiği zaman 90.000 TL borcu varmış. Şimdi ise borcunu sıfırlamış. Beşiktaştaki esnafların çoğu ona geliyormuş, Tebrik ettim tekrar.

Bana başarısının sırrını 3 cümleyle özetledi;

-Devamlı güleryüz, müşteriyi iyi karşılama, müşteri memnuniyetini en ön planda tutma.( Sakız da alsanız gülerek karşılıyor, en pahalı kuruyemişten alsanız da).

-”Müşteriye çeşit yok diyemezsiniz, bir dersiniz ikincide bulundurmak zorundasınız bende mümkün olduğunca çeşitlerimi bol tutuyorum” .

-Çok Çalışmak.

Şimdi çok uzaklara gitmeyelim bence, ufak bir marketinizde olabilir, kocaman bir dükkanınızda, belki de milyon dolarlık bir girişime sahipsinizdir. Bazı noktalar en aşağıdan en yukarıya kadar hiç değişmez. Bunları yapan kazanır örneğimizde gördüğünüz gibi.

-Müşteri memnuniyeti en önemli gücümüz olmalı,

-Müşterinin isteklerine ana iş konumuz çerçevesinde mümkün olduğunca karşılık vermeliyiz,

-Ve ne olursak olalım bütün bunlar için çok çalışmalıyız.

Ve kolay oluşmayan girişimleri dahada büyütmek için temel kuralları iyi uygulamalıyız.