Siz Hala Sadece Sitenize Gelen Trafiği Önemseyen Markalardan mısınız?

Şubat 27th, 2010 11 yorum

Son 2 senedir bunları çok duyuyorum; bizim için trafik önemli, kaç tık aldık?, reklamdan kaç kişi girmiş? Alexa’mız ne olmuş? be benzerleri…

Markalar sitelerde, google üzerinde reklam veriyorlar ama hala tek önemsedikleri şey kaç kişinin geldiği, başka bir deyimle kaç tık aldıkları.

Web siteleriniz bu kadar mı hedefsiz?

Web sitenize bir hedef belirlemek bu kadar mı zor?

Gerçekten merak ediyorum.

Özellikle günümüzde bir sitenin trafik almasının inanılmaz önemsenmesi müthiş derecede anlamsız geliyor bana. Tabiki öncelikle sitenize trafik sağlamanız lazım ama reklam mecrasının faydasını gelen tık’la ölçmek kadar garip bir şey yok bana göre.

Tamam siteme milyonlarca kişi giriyor, eee sonra? Napıyor bu insanlar? Hemen çıkıyorlar mı? Sana üye oluyorlar mı? Mail listene kayıt oluyorlar mı? Bir şey satın alıyorlar mı? Sitende ne kadar kalıyorlar?

Demek istediğim 1 milyon kişide sitenize girse, bu kişilerin %85′i anında siteden geri çıkıyorsa bu kadar kişinin bir anlamı kalmıyor.

Peki bir sitenin reklam mecralarını değerlendirebilmesi için ne gibi hedefleri olması lazım?

-Sitenizden satış yapmak bir hedef olabilir, kaç kişiye satış yaptığınız,gelen kişilerin ne kadarlık alışveriş yaptığı gibi değerler eğer alışveriş sitesi iseniz sizin için çok önemlidir.

-Bir forma sahip olabilirsiniz, üyelik formu veya bir kampanyaya davet formunu dolduran üyelerin sayısı da sizin reklam mecralarını değerlendirebilmeniz açısından faydalıdır.

-Mail toplayabilirsiniz, bir kişinin mailini almanın size olan maliyetini bilirseniz, kampanyalarınızda seçtiğiniz mecraları ona göre seçebilirsiniz.

Peki sitenizin hedefi satış,üyelik vs. değilse bir hedefiniz yok mu demektir?

Kesinlikle değil.

Belki ürün tanıtımı yapıyorsunuzdur, insanların ürününüz hakkında bilgi sahibi olması, yeni çıkan ürününüzü daha çok kişiye tanıtmak sizin için gayet iyi bir hedef olabilir.

Yani sitenize gelen ziyaretçilerin sitede kalma süreleri,hemen çıkma oranları,gezdikleri sayfa sayısı sizin için çok güzel bir hedef olabilir. Bu hedefler ışığında yine kullandığınız mecraları değerlendirebilirsiniz kolayca.

Bu hedef daha çok engagement (kullanıcıyı siteyle bütünleştirme) hedefidir.

Her zaman bir hedef vardır, yeterki bulmak yaratmak isteyin.

El Yazısı ve Önemi

Şubat 5th, 2010 1 yorum

Hayatımız gün geçtikçe daha da elektronik hale geliyor.

Artık msn’den, gtalk’tan selam verdiğimiz konuştuğumuz arkadaşlarımızı gerçekte görmeye gerek duymuyoruz. Görüşmüş sayıyoruz.

Özel günlerde 20 kişiden aynı mesajı, e-postayı alıyoruz. Mektupmuş, kartmış bunlar zaten geçti.

Geçti ama bir şey az olduğunda değerli olur ya, elmas gibi, işte bu zamanlarda mektup atan, el yazısı ile kart yazan şeyler daha çok dikkatimizi çekiyor.

Nereden geldi aklıma bu yazı?

Mest rakı sayesinde geldi, bugün ofise güzel bir kutu geldi. İçini açtığımda güzel elle yazılmış uzun bir not, güzel bir rakı şişesi ve bardaklar vardı. Her şeyin özenle yapıldığı çok belliydi.

Yüzümde gülümseme yarattı mutlu oldum. Mutlu eden rakı, bardak değildi, mutlu eden bir markanın samimi, elle yazılmış iletişimi idi.

Teşekkürler Mest Rakı.

Online Reklamcılığın Etkisini Mağazada Ölçmek

Ocak 25th, 2010 7 yorum

İnternet reklamcılığının en büyük avantajının ölçümlenebilmesi olduğunu devamlı söylüyoruz.

Sadece internet üzerinden satış veya üyelik toplayan markalar için ROI (return of investment) yani yatırımın geri dönüşünü hesaplamak daha kolay.

Peki hem offline hem online platformu bulunan ama offline satış ağırlıklı tekstil sektörü için veya bu durumda bulunan büyük FMCG markaları için online reklamcılığı nasıl ölçümlenebilir kılabiliriz sorusuna daha fazla cevap bulabildiğimiz zaman bu markaların online reklama daha çok para yatırmasını sağlayabiliriz. Devamını oku…

Get Satisfaction Beyaz Saraya Davet Edildi

Ocak 13th, 2010 Yorum yok

Bu haberi görür görmez hemen paylaşmak istedim.

GetSatisfaction.com markaların şikayetçi müşterilerini dinleyebildikleri çözüm bulabildikleri bir ortam. Amaç müşterilerin aldıkları hizmetlerin iyileşmelerini sağlamak. Son durum itibariyle sitede 25000 tane topluluk mevcut.

Obama getsatisfaction ekibini Beyaz Saray’a çağırarak düşüncelerini almak istiyormuş, hizmetleri nasıl iyileştirebiliriz, nasıl teknolojiden faydalanabiliriz bunu tartışmak için çağırılmışlar.Maliyetleri düşürmek, müşteri hizmetlerini iyileştirmek gibi konularda da konuşulacakmış.

Tabiki sadece getsatisfaction ekibi olmayacak, farklı alanlardan CEO’lara da yer verilecek.

Bir önceki yazımdan sonra bu yazı da teknolojinin nerelere geldiğini, nereye gideceği konusunda bize fikir veriyor.

Biz bugünleri yaşar mıyız veya bize bu tarz çalışmalar uygun mu bilemiyorum. Bak görüyor musunuz millet neler yapıyor, biz yapamadık bir türlü demeyeceğim çünkü bizim bu tarz çalışmalar için ciddi zamana ihtiyacımız var.

Haiti Depremi ve Sosyal Medyada Yayılma Hızı

Ocak 13th, 2010 Yorum yok

Bugün Haiti’de büyük bir deprem meydana geldi, 7.0 şiddetindeki deprem Haiti’yi yerle bir etti. Maalesef bizimde başımıza geldiğinden ne kadar büyük bir felaket olduğunu hepimiz tahmin edebiliyoruz. http://www.cnn.com/2010/WORLD/americas/01/13/haiti.earthquake/index.html

Gazetelere sabah bakamadığımdan haberi twitter’dan aldım, takip ettiğim kişilerin tweet’lerine bakarken bu konuda bir çok tweet olduğunu gördüm. Sonrasında mashable’daki şu yazıya rastladım http://mashable.com/2010/01/12/haiti-earthquake-pictures/. Twitpic‘de olay olur olmaz fotoğraflar yayınlanmaya başladı.

Hemen arkasından http://www.state.gov/p/wha/ci/ha/index.htm bunu gördüm. Hem Hillary Clinton’un açıklaması hem de bağış yapılması için telefon numarası vardı. “HAITI” yazıp “90999″ numarasına mesaj atanlar 10 dolar bağış yapmış olacak.

Günümüzde bir çok olayda artık sosyal medya, internet , bloglar, sosyal paylaşım alanları her neyse hızını, etkisini fazlasıyla görebiliyoruz.

Keşke bu kötü olay olmasaydı, bu şekilde görmeseydik ama işlerin bu şekilde hızlanması oradaki yardıma muhtaç insanlara yardımın daha hızlı gitmesini sağlıyor.

Eskiden bu haberin öğrenilmesi için bir TV kanalının oradan yayın yapmasıyla başlayan yayını izleyen kitlenin tanıdıklarına bunu aktarması ve büyük bir çoğunluğun ise ertesi gün gazeteden bu haberi öğrenmesi ile devam eden en sonda kötü olmuş cümlesiyle biten bir süreci yaşardık.

Fakat şimdi olay olduğundan 5 dakika sonra twitter’da bizzat oradaki muhabirlerden çektikleri resimleri görüyor, orada yaşadıklarını parça parça tweet’lerde görüyoruz. İnternet sitelerinin anında bunu haber geçmesi ile duyan kişi sayısı artıyor. Twitter, facebook, friendfeed vs. gibi hesaplarında paylaşanlar artıkça bu olaydan haberi olan kişi sayısı katlanarak büyüyor. ABD internet sitesinden video’lu açıklama yapıyor ve insanlardan kısa mesaj ile bağış yapılması isteniyor.

İkinci dediğim durumda yani günümüzdeki bilginin hızına bakar mısınız? Bağış miktarını belki yarın öbür gün açıklarlar ama yüksek miktarlarda olduğuna eminim.

Birlikten kuvvet doğar sözü hiç bir yüzyılda bu kadar doğru olmamıştı heralde.

Uzun zamandan sonra böyle bir yazıyla merhaba demek istemezdim ama…

Kategoriler: Yaşam Etiketler: , , ,

Geleneksel Reklamcılar Sizin de SEO’ya İhtiyacınız Var!

Kasım 24th, 2009 3 yorum

Çok mu iddialı bir başlık oldu:) Muhtemelen yazıya tıklayan kişiler devamını merak ediyorlardır. En azından nereden böyle bir bağlantıyı çıkardım merak ediliyordur:)

Arama motoru optimizasyonu bir sitenin arama motorlarında istenilen kelimelerde daha iyi sıralamalar elde etmesi en basit tabiriyle konusuyla ilgili bir şey arandığında bulunması için yapılan çalışmaların bütünüdür.

Ülkemizdeki markalar bu işi çok fazla önemsemiyor yani kendi sitesinin adını yazdığında bulunması bazı markalar için yeterli olabiliyor. Genelde de bu gibi çalışmalarla ya Pazarlama’dan, ya BT’den birileri ilgileniyor. Bu gibi çalışmalar için kendi içinde kaynak yaratamayan yerler ise SEO Danışmanlığı alıyor.

SEO denince hep akla ilk önce teknik detaylar, site üzerindeki basit çalışmalar, url yapısının arama motoru dostu yapılması vs. gibi şeyler geliyor.

Aslında SEO bunların hepsinden çok daha fazlasıdır, geniş düşünme gerektirir.

Geleneksel reklam mecralarını kullanan markalar ise site isimlerini yazsa bile sitelerini optimize etme gereği duymazlar. Genelde site yapıları flash’tır. Çok umursanmaz yani.

Bana kalırsa bu inanılmaz büyük bir hatadır, TV,Radyo,Gazete gibi mecraları kullanan bütün marka yöneticileri SEO’dan az da olsa anlamalı, hatta bu projeleri hayata geçirmeden SEO konusunda danışmanlık almadan sitelerini açmamalılardır.

Neden mi?

Bir bankada pazarlama departmanındasınız, yeni bir kredi çeşidi çıkartıyorsunuz. Adı da Çelik kredisi olsun (çok kötü salladım:)) Reklam çalışmalarına başlandı, TV için çekimler yapılıyor, dergi, gazete için hazırlıklar yapılıyor. Milyonlarca dolar daha reklam çıkmadan harcandı. Sonra TV,gazete,dergi derken her yerde reklamlarınız çıktı. Harcadığınız rakam toplamda 5 milyon dolar oldu diyelim.

Tüketiciye ulaştınız her şey harika, insanlar reklamı televizyonda akşam gördüler, prime time’da reklam çıktınız, en iyi gazetelerde reklam verdiniz. Tüketiciye ulaşma işlemi tamam. Herkes gördü, merak etti.

Eeee sonra?

Marka bilinirliği, kampanya bilinirliği tamam. Tüketici merak etti neymiş bu dedi. Malum reklamda her detay yok.

Hemen girdi internete, google.com.tr’ye, tüketici Çelik kredisi yazdı bilgi almak istiyor çünkü. Karşısına ne çıktı peki?

Hiç bir şey:) Evet kişi o krediyle ilgili netten bilgi almak istedi ama karşısına bankanın ürünüyle ilgili sitesi çıkması gerekirken o kredi çeşidiyle ilgili insanların tartıştığı bir forum çıktı. 2. sıraya bakıyoruz yine başka bir site.

Markanın sitesi kaçıncı sırada acaba, ilk sayfada 7. 8. falan.

Bilgi almak isteyen tüketici ilk 3 sıra ilgi çektiğinden forumlara girdi. Bir de ne görsün, herkes çelik kredisi hakkında konuşuyor. 2-3 kişide çok kötü konuşmuş. İşte TV,dergi,gazeteye yatırdığınız 5 milyon doların bittiği nokta.

Google Dünyasındayız artık, insanlar istedikleri bilgiye hemen ulaşmak istiyorlar, telefon etmek, bankaya gidip sıraya girerek bu bilgiyi almak zor iş. İnternet dibinde, hemen arama yap, öğren.

Kendi ürünüyle ilgili en iyi bilgiyi marka verebilir, başka sitelerde çok alakasız konuşmalarda olabilir, belkide tüketici hiç yoktan yere yanlış gördüğü 1-2 bilgiden dolayı kredi hakkında daha çok bilgi almaktan vazgeçti.

Peki şöyle olsa nolurdu?

Marka bu krediyi çıkarmadan, içerideki online pazarlama departmanını toplasa (varsa tabi), böyle bir kredi çıkartacağız, ürün sayfamızı hazırlayın, arama motoru dostu şekilde her şeyiyle yapılsın dese. Ürün çıkmadan sayfa hazır olsa ve reklam başladığında tüketicilerin bilgi için başvurduğu ilk sonuç markanınki olsa kötü mü olur?

Bence gidilmesi gereken nokta bu, SEO önemlidir, arama motoru reklamcılığı önemlidir.

SEO’dan ürünü desteklediğiniz kadar, AdWords kampanyaları ile de doğru noktada olmalısınız.

360 derece Pazarlama dediğimiz olgunun böyle yapılması gerekiyor bence.

not:uzun zamandır yazamadım, çok üzülüyordum. Şimdi rahatladım:)

Allen Iverson da Twitter.com’da!

Eylül 9th, 2009 1 yorum

 

 Bugün mashable.com sitesinde okuduğum haber bir süredir aklımda olan bir şeyi yazıya dökmemi sağladı.

Öncelikle haberi belirtelim, NBA’in yıldız ismi Allen Iverson Memphis ile anlaştığını samimi bir şekilde twitter’dan duyurdu. Sadece artık Memphis’teyim yazmadı, yeni koçuna, takım arkadaşı Chris Wallace’a güvenini de belirtti. Sıradan bir şekilde anlaştım değilde, daha samimi bir yazı ile duyurusunu yaptı. Devamını oku…

SEOmium.com Açıldı!

Ağustos 24th, 2009 4 yorum

Bir çoğunuz SEOmium da ne diyebilir:)

Bir kısmınızın ise bu oluşumdan bir süredir haberi var.

SEOmium, İngiltere’de yaşayan sevgili ortağım Emrah Ömüriş ile birlikte kurduğumuz, firmalara SEO,SEM,Analytics vs. gibi alanlarda Online Pazarlama Danışmanlığı verdiğimiz şirketimizin adı. (Şirket resmi olarak kurulmadı, ona az daha süre var.)

Bu alanda açık olduğunu düşünerek zaten ayrı ayrı yaptığımız işlerimizi birleştirerek daha güçlü bir şekilde bu hizmetleri firmalara sunuyoruz. Beni zaten az çok biliyorsunuz.

Emrah’da İngiltere’de kendi alanında lider bir Bağımlılık Tedavi Merkezi’nde (Tedavi merkezi bir adanın Londra’da br adanın içerisinde, siteden bröşürü indirerek ada resimlerini görmenizi tavsiye ederim:)) Online Pazarlama Müdürü olarak çalışıyor. Yıllardır html,css,seo gibi alanlarda yoğun olarak çalışıyor. Ayrıca bildirgeç’in bu konulardaki en aktif yazarlarından birisi olarakda blog yazıyor.

Ben bunu sadece bu oluşum ile ilgili olarak yazmadım, bunun size ne faydası olacak onu söylemek için yazdım. Gerek yazdığım bloglarda gerekse forumlarda yıllardır bildiğim şeyleri en ince ayrıntısına kadar yazıyorum. Emrah’da aynı şekilde bildiklerini fazlasıyla paylaşıyor.

SEOmium olarak bir şirket websitesinden önce bir blog açtık, bunun nedeni paylaşımı sevmemiz. Ve bloga çok önem vermemiz. SEO,AdWords,Html,Css vs. hizmet verdiğimiz bir sürü konuda burada yazılar yazacağız. Hatta 20 tane yazdık bile:)

Evet kurumsal olarak bu hizmetleri de veriyoruz ama şirket blogumuz bizim için profesyonel bir paylaşım alanı.

RSS‘lerinize eklemeyi unutmayın, Twitter‘dan yeni yazılar, günlük ipuçları için takip edin.

FriendFeed’i Facebook Satın Aldı!

Ağustos 10th, 2009 Yoruma kapalı

Bu akşam friendfeed blogunda duyurdu, Facebook friendfeed’i satın aldı. 250 milyon kullanıcılı facebook, hızla büyümeye devam eden hatta aylar önce taklit ettiğini düşündüğümüz friendfeed’i bünyesine katarak, Dünya Sosyal Ağlardaki pazar payını artırmaya devam etti.

Friendfeed, özellikle ülkemizde çok hızlı benimsenerek, iyi bir büyüme ivmesi yakaladı. Twitter‘dan farklı olarak friendfeed internet dünyamızı bir araya toplamamıza yardımcı oldu, ayrıca kişiler arası iletişime fazlaca izin vererek tanıdığımız kişilerin internet dünyalarının paylaştıklarının, yazdıklarının içine iyice dahil olmamıza yol açtı. Bu özellikle bizim gibi internetin en başından beri forum yapısına alışkın olan kişiler için, kalitesiyle, sadece istediğin kişilerle muhatap olabilmenle, kendi mesleğine, düşüncene yakın kişileri tanıyarak iletişim kurabilmene olanak sağlayarak iyi bir platform oldu friendfeed.

Facebook ise malum sosyal ağların en büyüğü, çok kalabalık, gittikçe büyüyor. Fakat bu kadar üyeyi bir türlü paraya dönüştüremeyen bir site. Denedikleri çoğu plan tutmadı, sadece büyüyorlar. Karsal anlamda büyümeselerde, kullanıcı açısından Dünyanın en kalabalık ülkelerinden biri olabilecek kadar büyüdüler.

İnternet sitelerinin gelir modelleri çok konuşulan bir şey. Belki bir hevesle kurulan internet şirketleri işler büyüdükçe para kazanmak zorunda kalıyorlar, en baştan belli bir modelleri olmadığından dolayı ise sonradan zor durumda kalıyorlar. Peki reklam modeli olmayan bir facebook reklam modeli belli gibi olan ama daha fazla denenmemiş olan friendfeed’i alarak ne gibi bir kar elde edebilir.

Sevgili Dinçer’in yorumunda belirttiği gibi, muhtemelen bu satın alımda bunlar düşünülen şeylerdir fakat kendisi bu konuda başarılı olamayan facebook’un neler yapabileceğini de oldukça merak ediyorum.

2 Aşama çok önemli bence;

1-Doğru hedef kitleye doğru reklamı ulaştırırsan reklamın tıklanması artar,tıklanma hacmin artarsa reklamveren memnun olur.

2-Reklamveren tıklanmadan memnundur ama dönüşüm yoktur. İnternete güvenen yoğun kullanan satın alım yapabilecek kullanıcılarına ortamlarını bozmadan paylaşımlarını yapmalarına izin verirsen, ve doğru reklamla buluşturmaya çalışırsan sadece tıklanma değil dönüşümde artar. Reklamveren daha mutlu olur, reklama daha da para yatırabilir.

Google Rules:)

Umarım bu satın almadan iki tarafta karlı çıkar.

Devlet 2.0 – Bir Ülke İnterneti Nasıl Etkin Kullanabilir? (Örnek Olay)

Temmuz 30th, 2009 3 yorum

Az önce blog.linkedin‘e göz atarken okuduğum bir yazı oldukça ilgimi çekti.

Amerika hükümeti KOBİ’lerle  (küçük ve orta ölçekli işletme) ilgili bir sağlık reformu açıkladı.  Yeni reformda küçük ve orta ölçekli iş yeri sahipleri ve çalışanlarının daha iyi sağlık bakımı almaları için yapılması düşünülenlerle ilgili bir rapor yayınlandı. Buraya kadar herşey normal.

Obama bu rapor ile ilgili kobi’lerin düşüncelerini almak istemiş. Bunun için seçilen yer ise Linkedin . Malum linkedin içerisinde fazla sayıda işyeri sahibini barındıran bu iş için harika olabilecek bir yer.

CEA ( The Council of Economic Advisers) başkanı Christina Romer, linkedin’de bununla ilgili bir soru sordu. Bu şekilde iş yeri sahiplerinin görüşlerini rahatlıkla alabileceklerdi.

Benim şu an gördüğüm kadarıyla soruya 1574 adet yanıt geldi.

Obama interneti etkin kullanmaya devam ediyor.

Bence harika bir uygulama olmuş, tamamen hedefli, doğru yerde sorulmuş bir soru ve karşılığında alınan binlerce yanıt. Bundan daha güzel feedback olur mu? Raporun eksik yönleri gelen yorumlardan sonra çok daha iyileştirilebilir.

Belki bizim için çok kolay gelinebilecek noktalar değil ama Amerika dışındaki diğer ülkelerinde artık interneti aktif olarak kullanabilmeyi ciddi şekilde düşünmeleri lazım.