Ana Sayfa > Marketing-Pazarlama > Geleneksel Reklamcılar Sizin de SEO’ya İhtiyacınız Var!

Geleneksel Reklamcılar Sizin de SEO’ya İhtiyacınız Var!

Çok mu iddialı bir başlık oldu:) Muhtemelen yazıya tıklayan kişiler devamını merak ediyorlardır. En azından nereden böyle bir bağlantıyı çıkardım merak ediliyordur:)

Arama motoru optimizasyonu bir sitenin arama motorlarında istenilen kelimelerde daha iyi sıralamalar elde etmesi en basit tabiriyle konusuyla ilgili bir şey arandığında bulunması için yapılan çalışmaların bütünüdür.

Ülkemizdeki markalar bu işi çok fazla önemsemiyor yani kendi sitesinin adını yazdığında bulunması bazı markalar için yeterli olabiliyor. Genelde de bu gibi çalışmalarla ya Pazarlama’dan, ya BT’den birileri ilgileniyor. Bu gibi çalışmalar için kendi içinde kaynak yaratamayan yerler ise SEO Danışmanlığı alıyor.

SEO denince hep akla ilk önce teknik detaylar, site üzerindeki basit çalışmalar, url yapısının arama motoru dostu yapılması vs. gibi şeyler geliyor.

Aslında SEO bunların hepsinden çok daha fazlasıdır, geniş düşünme gerektirir.

Geleneksel reklam mecralarını kullanan markalar ise site isimlerini yazsa bile sitelerini optimize etme gereği duymazlar. Genelde site yapıları flash’tır. Çok umursanmaz yani.

Bana kalırsa bu inanılmaz büyük bir hatadır, TV,Radyo,Gazete gibi mecraları kullanan bütün marka yöneticileri SEO’dan az da olsa anlamalı, hatta bu projeleri hayata geçirmeden SEO konusunda danışmanlık almadan sitelerini açmamalılardır.

Neden mi?

Bir bankada pazarlama departmanındasınız, yeni bir kredi çeşidi çıkartıyorsunuz. Adı da Çelik kredisi olsun (çok kötü salladım:)) Reklam çalışmalarına başlandı, TV için çekimler yapılıyor, dergi, gazete için hazırlıklar yapılıyor. Milyonlarca dolar daha reklam çıkmadan harcandı. Sonra TV,gazete,dergi derken her yerde reklamlarınız çıktı. Harcadığınız rakam toplamda 5 milyon dolar oldu diyelim.

Tüketiciye ulaştınız her şey harika, insanlar reklamı televizyonda akşam gördüler, prime time’da reklam çıktınız, en iyi gazetelerde reklam verdiniz. Tüketiciye ulaşma işlemi tamam. Herkes gördü, merak etti.

Eeee sonra?

Marka bilinirliği, kampanya bilinirliği tamam. Tüketici merak etti neymiş bu dedi. Malum reklamda her detay yok.

Hemen girdi internete, google.com.tr’ye, tüketici Çelik kredisi yazdı bilgi almak istiyor çünkü. Karşısına ne çıktı peki?

Hiç bir şey:) Evet kişi o krediyle ilgili netten bilgi almak istedi ama karşısına bankanın ürünüyle ilgili sitesi çıkması gerekirken o kredi çeşidiyle ilgili insanların tartıştığı bir forum çıktı. 2. sıraya bakıyoruz yine başka bir site.

Markanın sitesi kaçıncı sırada acaba, ilk sayfada 7. 8. falan.

Bilgi almak isteyen tüketici ilk 3 sıra ilgi çektiğinden forumlara girdi. Bir de ne görsün, herkes çelik kredisi hakkında konuşuyor. 2-3 kişide çok kötü konuşmuş. İşte TV,dergi,gazeteye yatırdığınız 5 milyon doların bittiği nokta.

Google Dünyasındayız artık, insanlar istedikleri bilgiye hemen ulaşmak istiyorlar, telefon etmek, bankaya gidip sıraya girerek bu bilgiyi almak zor iş. İnternet dibinde, hemen arama yap, öğren.

Kendi ürünüyle ilgili en iyi bilgiyi marka verebilir, başka sitelerde çok alakasız konuşmalarda olabilir, belkide tüketici hiç yoktan yere yanlış gördüğü 1-2 bilgiden dolayı kredi hakkında daha çok bilgi almaktan vazgeçti.

Peki şöyle olsa nolurdu?

Marka bu krediyi çıkarmadan, içerideki online pazarlama departmanını toplasa (varsa tabi), böyle bir kredi çıkartacağız, ürün sayfamızı hazırlayın, arama motoru dostu şekilde her şeyiyle yapılsın dese. Ürün çıkmadan sayfa hazır olsa ve reklam başladığında tüketicilerin bilgi için başvurduğu ilk sonuç markanınki olsa kötü mü olur?

Bence gidilmesi gereken nokta bu, SEO önemlidir, arama motoru reklamcılığı önemlidir.

SEO’dan ürünü desteklediğiniz kadar, AdWords kampanyaları ile de doğru noktada olmalısınız.

360 derece Pazarlama dediğimiz olgunun böyle yapılması gerekiyor bence.

not:uzun zamandır yazamadım, çok üzülüyordum. Şimdi rahatladım:)

  1. Aralık 1st, 2009 at 18:13 | #1

    Biz de bu yazıyı okuyunca çok bilgilendik ve rahatladık. Elinize sağlık.

  2. Aralık 8th, 2009 at 16:18 | #2

    Güzel yazı, gerçekten doğru…

  3. Ağustos 16th, 2010 at 12:52 | #3

    seo için yılda 400.000 $ bütçenin ayrıldıgı ingiltere insanlar durumun ciddiyetini anlamıs durumdalar. bizim Geleneksel Reklamcılar malesef daha durumun farkında degıller. en kısa zamanda konunun idrakine varmaları dıleklerımle

  1. Henüz bir geri izleme yok.
Not: Bu yazıya verilmiş olan yorumlardan herhangi birisine cevap vermek isterseniz yorumunuzun başında @kullaniciadi kullanarak cevap verdiğiniz yorum sahibini yorumunuz hakkında otomatik olarak bilgilendirmiş olursunuz. Örneğin bu yazıya yorum bırakmış kullanıcılardan birisinin adı ABC ise ve siz o kişiye cevap vermek istiyorsanız, yorumunuzun başına @ABC eklemeniz ve ardından bir boşluk bırakmanız yeterlidir. Cevap verdiğiniz kişinin kullanıcı adını yorumunuza eklerken, kullanıcı adlarının birebir eşleştiğinden ve büyük-küçük harfe duyarlı olduğundan emin olun.

Comments links could be nofollow free.

Web Stats