Arama Sonuçları

Anahtar kelime: ‘twitter’

Haiti Depremi ve Sosyal Medyada Yayılma Hızı

Ocak 13th, 2010 Serbay Ayzit Yorum yok

Bugün Haiti’de büyük bir deprem meydana geldi, 7.0 şiddetindeki deprem Haiti’yi yerle bir etti. Maalesef bizimde başımıza geldiğinden ne kadar büyük bir felaket olduğunu hepimiz tahmin edebiliyoruz. http://www.cnn.com/2010/WORLD/americas/01/13/haiti.earthquake/index.html

Gazetelere sabah bakamadığımdan haberi twitter’dan aldım, takip ettiğim kişilerin tweet’lerine bakarken bu konuda bir çok tweet olduğunu gördüm. Sonrasında mashable’daki şu yazıya rastladım http://mashable.com/2010/01/12/haiti-earthquake-pictures/. Twitpic‘de olay olur olmaz fotoğraflar yayınlanmaya başladı.

Hemen arkasından http://www.state.gov/p/wha/ci/ha/index.htm bunu gördüm. Hem Hillary Clinton’un açıklaması hem de bağış yapılması için telefon numarası vardı. “HAITI” yazıp “90999″ numarasına mesaj atanlar 10 dolar bağış yapmış olacak.

Günümüzde bir çok olayda artık sosyal medya, internet , bloglar, sosyal paylaşım alanları her neyse hızını, etkisini fazlasıyla görebiliyoruz.

Keşke bu kötü olay olmasaydı, bu şekilde görmeseydik ama işlerin bu şekilde hızlanması oradaki yardıma muhtaç insanlara yardımın daha hızlı gitmesini sağlıyor.

Eskiden bu haberin öğrenilmesi için bir TV kanalının oradan yayın yapmasıyla başlayan yayını izleyen kitlenin tanıdıklarına bunu aktarması ve büyük bir çoğunluğun ise ertesi gün gazeteden bu haberi öğrenmesi ile devam eden en sonda kötü olmuş cümlesiyle biten bir süreci yaşardık.

Fakat şimdi olay olduğundan 5 dakika sonra twitter’da bizzat oradaki muhabirlerden çektikleri resimleri görüyor, orada yaşadıklarını parça parça tweet’lerde görüyoruz. İnternet sitelerinin anında bunu haber geçmesi ile duyan kişi sayısı artıyor. Twitter, facebook, friendfeed vs. gibi hesaplarında paylaşanlar artıkça bu olaydan haberi olan kişi sayısı katlanarak büyüyor. ABD internet sitesinden video’lu açıklama yapıyor ve insanlardan kısa mesaj ile bağış yapılması isteniyor.

İkinci dediğim durumda yani günümüzdeki bilginin hızına bakar mısınız? Bağış miktarını belki yarın öbür gün açıklarlar ama yüksek miktarlarda olduğuna eminim.

Birlikten kuvvet doğar sözü hiç bir yüzyılda bu kadar doğru olmamıştı heralde.

Uzun zamandan sonra böyle bir yazıyla merhaba demek istemezdim ama…

Kategoriler: Yaşam Etiketler: , , ,

Allen Iverson da Twitter.com’da!

Eylül 9th, 2009 Serbay Ayzit 1 yorum

 

 Bugün mashable.com sitesinde okuduğum haber bir süredir aklımda olan bir şeyi yazıya dökmemi sağladı.

Öncelikle haberi belirtelim, NBA’in yıldız ismi Allen Iverson Memphis ile anlaştığını samimi bir şekilde twitter’dan duyurdu. Sadece artık Memphis’teyim yazmadı, yeni koçuna, takım arkadaşı Chris Wallace’a güvenini de belirtti. Sıradan bir şekilde anlaştım değilde, daha samimi bir yazı ile duyurusunu yaptı. Devamını oku…

SEOmium.com Açıldı!

Ağustos 24th, 2009 Serbay Ayzit 4 yorum

Bir çoğunuz SEOmium da ne diyebilir:)

Bir kısmınızın ise bu oluşumdan bir süredir haberi var.

SEOmium, İngiltere’de yaşayan sevgili ortağım Emrah Ömüriş ile birlikte kurduğumuz, firmalara SEO,SEM,Analytics vs. gibi alanlarda Online Pazarlama Danışmanlığı verdiğimiz şirketimizin adı. (Şirket resmi olarak kurulmadı, ona az daha süre var.)

Bu alanda açık olduğunu düşünerek zaten ayrı ayrı yaptığımız işlerimizi birleştirerek daha güçlü bir şekilde bu hizmetleri firmalara sunuyoruz. Beni zaten az çok biliyorsunuz.

Emrah’da İngiltere’de kendi alanında lider bir Bağımlılık Tedavi Merkezi’nde (Tedavi merkezi bir adanın Londra’da br adanın içerisinde, siteden bröşürü indirerek ada resimlerini görmenizi tavsiye ederim:)) Online Pazarlama Müdürü olarak çalışıyor. Yıllardır html,css,seo gibi alanlarda yoğun olarak çalışıyor. Ayrıca bildirgeç’in bu konulardaki en aktif yazarlarından birisi olarakda blog yazıyor.

Ben bunu sadece bu oluşum ile ilgili olarak yazmadım, bunun size ne faydası olacak onu söylemek için yazdım. Gerek yazdığım bloglarda gerekse forumlarda yıllardır bildiğim şeyleri en ince ayrıntısına kadar yazıyorum. Emrah’da aynı şekilde bildiklerini fazlasıyla paylaşıyor.

SEOmium olarak bir şirket websitesinden önce bir blog açtık, bunun nedeni paylaşımı sevmemiz. Ve bloga çok önem vermemiz. SEO,AdWords,Html,Css vs. hizmet verdiğimiz bir sürü konuda burada yazılar yazacağız. Hatta 20 tane yazdık bile:)

Evet kurumsal olarak bu hizmetleri de veriyoruz ama şirket blogumuz bizim için profesyonel bir paylaşım alanı.

RSS‘lerinize eklemeyi unutmayın, Twitter‘dan yeni yazılar, günlük ipuçları için takip edin.

FriendFeed’i Facebook Satın Aldı!

Ağustos 10th, 2009 Serbay Ayzit Yoruma kapalı

Bu akşam friendfeed blogunda duyurdu, Facebook friendfeed’i satın aldı. 250 milyon kullanıcılı facebook, hızla büyümeye devam eden hatta aylar önce taklit ettiğini düşündüğümüz friendfeed’i bünyesine katarak, Dünya Sosyal Ağlardaki pazar payını artırmaya devam etti.

Friendfeed, özellikle ülkemizde çok hızlı benimsenerek, iyi bir büyüme ivmesi yakaladı. Twitter‘dan farklı olarak friendfeed internet dünyamızı bir araya toplamamıza yardımcı oldu, ayrıca kişiler arası iletişime fazlaca izin vererek tanıdığımız kişilerin internet dünyalarının paylaştıklarının, yazdıklarının içine iyice dahil olmamıza yol açtı. Bu özellikle bizim gibi internetin en başından beri forum yapısına alışkın olan kişiler için, kalitesiyle, sadece istediğin kişilerle muhatap olabilmenle, kendi mesleğine, düşüncene yakın kişileri tanıyarak iletişim kurabilmene olanak sağlayarak iyi bir platform oldu friendfeed.

Facebook ise malum sosyal ağların en büyüğü, çok kalabalık, gittikçe büyüyor. Fakat bu kadar üyeyi bir türlü paraya dönüştüremeyen bir site. Denedikleri çoğu plan tutmadı, sadece büyüyorlar. Karsal anlamda büyümeselerde, kullanıcı açısından Dünyanın en kalabalık ülkelerinden biri olabilecek kadar büyüdüler.

İnternet sitelerinin gelir modelleri çok konuşulan bir şey. Belki bir hevesle kurulan internet şirketleri işler büyüdükçe para kazanmak zorunda kalıyorlar, en baştan belli bir modelleri olmadığından dolayı ise sonradan zor durumda kalıyorlar. Peki reklam modeli olmayan bir facebook reklam modeli belli gibi olan ama daha fazla denenmemiş olan friendfeed’i alarak ne gibi bir kar elde edebilir.

Sevgili Dinçer’in yorumunda belirttiği gibi, muhtemelen bu satın alımda bunlar düşünülen şeylerdir fakat kendisi bu konuda başarılı olamayan facebook’un neler yapabileceğini de oldukça merak ediyorum.

2 Aşama çok önemli bence;

1-Doğru hedef kitleye doğru reklamı ulaştırırsan reklamın tıklanması artar,tıklanma hacmin artarsa reklamveren memnun olur.

2-Reklamveren tıklanmadan memnundur ama dönüşüm yoktur. İnternete güvenen yoğun kullanan satın alım yapabilecek kullanıcılarına ortamlarını bozmadan paylaşımlarını yapmalarına izin verirsen, ve doğru reklamla buluşturmaya çalışırsan sadece tıklanma değil dönüşümde artar. Reklamveren daha mutlu olur, reklama daha da para yatırabilir.

Google Rules:)

Umarım bu satın almadan iki tarafta karlı çıkar.

İletişim Kanallarını Açık Tutmak

Temmuz 5th, 2009 Serbay Ayzit 3 yorum

Markalar ve İletişim Kanalları

İnternetin markalara en büyük katkılarından bir tanesi tüketici-marka ilişkisini kolaylaştırması. Yani eskiden sadece raflarda, Tv reklamlarında gördükleri, kolayca ulaşamadıkları markalara artık tüketiciler kolayca ulaşabilmektedirler.

Telefon numaraları,e-posta adresleri gibi ulaşım yöntemleri ile basitçe markaya şikayetinizi, övgülerinizi iletebiliyorsunuz. Fakat bir çok marka bununla da yetinmiyor, twitter, micro site açmak gibi yöntemlerle müşterileriyle daha da yakınlaşıyor, onlardan fikir alıyor, şikayetlerini cevaplıyor. Twitter’ı Comcast gibi bazı firmalar müşteri şikayetlerini, isteklerini karşılayarak kullanıyorlar starbucks gibi bazı markalar ise mystarbucksidea.com gibi sitelerde müşteri önerileri alıyorlar. Ülkemizdeki müşteri-tüketici yakınlaşmasına en güzel örneklerden bir tanesi ise www.ideshot.com, ideshot aracılığıyla da bir çok marka ürününü kullanan kişilerden öneriler alıyor, beğenirse hayata geçiriyor. Beğendikleri önerilere verdikleri hediyeler ile de kazan-kazan prensibini çok güzel uyguluyorlar.

Markalar, internet üzerinde müşterilerinin kendilerine ulaşması adına her türlü iletişim kanalını açık tutmalılar. Eğer web sitenize giren kullanıcı size ulaşmak için eziyet çekiyorsa baştan 1-0 yenik başlarsınız. Ana sayfanıza gelen kişilerin görmeleri gereken en önemli şeyler; telefon numaranız, iletişim linkiniz, farklı istekler için farklı e-mail adresleri, sizi arayalım kurguları, gibi özellikler olmalıdır. Kolayca ulaşılabilir olmanız en önemli artınızdır. Ayrıca twitter,friendfeed gibi siteleri GERÇEKTEN kullanmak, blog açmak markaların tüketiciyle yakınlaşmalarına olanak sağlar.

Markanızla az önce çok kötü deneyim yaşamış biri, internet üzerinde harıl harıl bu firmaya nasıl ulaşırım diye sizi arıyor olabilir. Ararken de nerede bu lanet olası telefonları, e-posta adresleri diyor da olabilir ve muhtemelen 2-3 dakika arayıp sizi bulamadıktan sonra hemen bir şikayet sitesine girip bütün deneyimini yazabilir.

Bu durumda sinirli komşudan kaçan, duvarın arkasına gizlenen ve annesine şikayet edilen çocuk mu olmak istersiniz, yoksa bütün iletişim kanallarınızı açık tutarak müşterilerizin size kolayca ulaşmasını sağlayarak şikayetçi teyzenin karşısına çıkan, özür dileyen, kendini affettiren, konu annesine gitmeden kendi çözen çocuk mu olmak istersiniz?

Tercih sizin, kolayca ulaşılabilir olun, internet dünyasında hiç bir yere kaçılamayacağını unutmayın.

Markalar İnternette Daha Çok Yer Edinmeli

Mayıs 5th, 2009 Serbay Ayzit 2 yorum

Bir firma veya marka ile ilgili merak ettikleriniz var? Ne yapıyorsunuz ilk olarak? 

İlk olarak Google.com’a giriyor ve firma/marka adıyla arama yapıyorsunuz ve hakkında kim neler demiş bakıyorsunuz değil mi? Eğer ilk sayfada firma hakkında kötü haberler çoksa düşünceniz bile değişebilir.

Bu yüzden artık marka/firma isimlerinin google aramalarındaki ilk sayfaları çok daha önemlidir. Siz bir marka olarak internette ne kadar daha fazla kendinize yer edinirseniz, sizinle ilgili aramalarda ilk sayfada sizin ürettiğiniz içerik bilgileri çıkar.

Peki ilk sayfada sitem çıkıyor zaten daha nerede bulunabilirim diyorsanız?

-Kurumsal blog ile hem markanızla ilgili bilgileri kullanıcılarınıza ilk ağızdan verebilir hem de google.com ilk sayfasında kendi siteniz haricinde bir yer daha edinmiş olursunuz.

-Fan sayfaları, facebook, myspace gibi yerlerde size özel sayfalar oluşturursanız hem marka fanatiklerini bir araya getirmiş olursunuz ve yine google’da bir yer daha edinmiş olursunuz.

-Twitter,friendfeed vs. gibi araçları da kullanarak müşterilerinize sizden haberleri daha hızlı sağlayabilirsiniz ve tekrar google anasayfasında bir sayfaya daha sahip olabilirsiniz.

-Kurumsal sitenizin yanında, belki sizden haberlerin olduğu, anlık kampanyalarınızı yazdığınız ana sitenize bağlı bir site de açabilirsiniz. Bu da faydalı olacaktır.

-Wikipedia, bu devasa bilgi deposu arama motorlarının çok sevdiği bir yapıdadır. Bu yüzden eğer markanızla ilgili bilgiler oarada mevcutsa mümkün olduğunca sayfanızı zenginleştirin.

-Son olarak gönderdiğiniz basın bültenlerini belli başlı SEO kurallarına dikkat ederek hazırlarsanız yayınlandığında sizinle ilgili aramalarda ön plana çıkabilirler.

Bunları açmış olmak için açmak kesinlikle hiç bir fayda getirmeyecektir, google sizinle ilgili arama sonuçlarında en çok içeriğin zenginliğine bakacaktır ve eğer siz boş içerikli alanlar yaratmış iseniz yine ilk sayfada çıkma şansınız fazla olmayacaktır. Bu yüzden internette kendinize edindiğiniz her alana maksimum ilgi göstermek gerekmektedir. Bir ev kiralayıp içinde eşya olmadan oturamayacağınız gibi açtığınız yeni alanları da boş bir şekilde tutmayın, mutlaka sizinle ilgili veya sektörünüzle ilgili kaliteli içerik üretin.

Marka aramalarında google ilk sayfası o markanın kimliğidir, arayan kişinin karşısına markayla ilgili direkt kötü şeyler çıkıyorsa baştan kaybettiniz demektir. Uğur abinin dediği gibi müşteri deneyimi internette kullanıcının sizi aramaya başladığı anda başlar. Siz ne kadar fazla içerik üretir, sizi seven kişileri konuşturursanız olumsuz içerikler arka sayfalarda kalacaklardır.

Twitter ve Pazarlama

Nisan 19th, 2009 Serbay Ayzit 5 yorum

Obama’nın seçimlerdeki pazarlama kampanyasıyla daha fazla ilgi gösterilmeye başlanan twitter, ülkemizde de gazete dergi gibi mecralarda da çokca yer almaya başladı. Tabi bunun neticesinde markalarda biz nasıl kullansakta burada varolsak diyerek twitter üzerinden çalışmalar yapmaya başladılar. Markaların twitter‘ı ülkemizde nasıl kullanmaya çalıştığı ve nasıl kullanması gerektiği konusunda yurtdışındanda örnekler vererek  biraz bahsetmiştim. Bu yazımda ise biraz daha ileri giderek nasıl kullanlırsa daha faydalı olabilir buna değineceğim.

Konuya girmeden önce sanatçılarında twitter ve friendfeed keşiflerinin başladığını görüyorum ve nasıl kullanalım sorularını da ilgiyle takip ediyorum:) Kısaca buna cevap verip daha sonra esas konumuza geçelim; Devamını oku…

Twitter Markalar Cenneti mi Oluyor?

Nisan 4th, 2009 Serbay Ayzit 3 yorum

Twitter’da artık her gün beni başka bir markanın takip ettiğini görüyorum, bir marka kampanyası için bir diğeri laf olsun diye, bir başkası markam twitter’da bulunsun diye kendilerine twitter dünyasından bir yer ediniyorlar.

Obama ile daha da ünlenen twitter ülkemizdeki markaların iyice dikkatini çekmiş olacakki amaçsız bir şekilde marka üyelikleri twitter’da artmaya başladı. Markamıza katkısı ne olur, bizden ne alır ne götürür, artıları nelerdir diye düşünmeden yapılan bilinçsiz eylemler silsilesi olarak görüyorum bu hareketi. Amaç sadece şunlar yapmış biz de yapalım, Obama çok başarılı oldu biz de belki oluruz gibi bir şeyse kesinlikle boşa vakit kaybı.

Twitter, markalar için çok işe yarar ama hangi markalar, hangi amaçlar için işe yarayacağını iyi tespit etmek gözlemlemek gerekir. Örneğin Dell bilgisayarları twitter’ı kullanarak milyonlarca dolarlık satışlar yaptılar. Evet twitter uygun fiyata satışlar yapan kaliteli bir kurumun işine yarayabilir, çünkü onu takip eden kişilere öncelik sağlıyor, uygun fiyata ürünler bitmeden almak gibi bir fayda sağlıyor. Cnn, Espn gibi markalara faydası mutlaka vardır, çünkü her an o siteleri gezemeyecek kişilere kısa haber başlıkları ve linkler şeklinde güncellemeler göndererek onu takip edenlerin gündemi anında görmesine olanak sağlayarak bir fayda oluşturuyor. Mesela daha farklı bir örnekte Zappos Ceo’su twitter’da bulunup markasını temsil ediyor ve gerçek bir kişi olarak insanlara cevap veriyorsa kullanıcıların markaya olan güveni çok daha fazla artacaktır. Onu takip edenler için ise sevdikleri markayı daha iyi benimsemelerine yol açarak kendilerini iyi hissetmelerini sağlıyor. Ve daha şimdi aklıma gelmeyen bir çok başarılı örnek.

Peki bizde önce siyasetin yapmacık olarak el attığı twitter şimdi de markalarından haber vermek isteyen veya kampanyalarını bildirmek isteyen firmalarla doldu. Yapabildikleri ise bir kez veya iki kez marka sloganını girip bırakmak. Bu mudur acaba sosyal medyayı etkin kullanmak? Bu sadece orada olmak için olmak.

Kim başarılıdır derseniz? Pegasus başarılıdır, çünkü twitter’ı ciddiye aldılar, garip mesajlarla insanları rahatsız etmediler, kendi sitelerinde ayrı bir yer açtılar, bir yarışma yaptılar, yarışmada doğru cevaplayan 1.,50.,100. kişiye uçak bileti hediye ettiler. Yani kendilerini takip eden 1111 kişiye bir fayda sağladılar. Bu işi ciddiye aldılar ve bence başardılar. 

Sevgili markalar artık sosyal medyayı kullanmış olmak için kullanmasak? Bir baksanız acaba bize ne faydası olur, bizi takip edenlere ne sunabiliriz diye bir sorsanız kendinize.

Ne dersiniz çok güzel olmaz mı?

2009 Kehanetlerim

Aralık 23rd, 2008 Serbay Ayzit 9 yorum

Bu sene içerisinde blogumda reklam kampanyaları, bütünleşik pazarlama kampanyaları, internet pazarlaması vs. hakkında değerlendirmeler yapmaya çalıştım. Şimdi ise sizinle 2009 kehanetlerimi paylaşmak istiyorum, tutup tutmayacağına seneye kadar vereceğiz artık:)

-Bu seneki büyük kriz bütün Dünyada şirketleri daha tedbirli davranmaya itti, bu durum 2009′da şirketleri para harcarken daha dikkatli olmaya yönlendirecek. Artık büyük markalardan küçük şirketlere kadar herkes harcadığı bir kuruşun dahi hesabını yapacak. Eskiden, verdikleri reklamların  geri dönüşlerini ölçümlemeye bile tenezzül etmeyen markalar artık ölçüme önem verecek. Hatta ziyaretçilerin belirledikleri hedefe dönüşmesi için reklam verdikleri mecraları etkinliğine göre sıralayacaklar. İnternet, Tv, Gazete farketmeyecek, getirisi olduğunu düşünmedikleri yerleri plandan çıkaracaklar.

-Hedefli reklam verme eğilimi hızla artacak. Markalar daha hedefli reklam verebildiklerinden ve ölçümü daha kolay olduğundan internete yapacakları yatırım miktarı fazlasıyla artacak. Krizin etkilerinin yavaş yavaş geçmeye başlayacağı ilk çeyrekte markalar genel reklam harcamaları konusunda temkinli davranacaklarından bütçelerinde kısıntıya gidecekler.

-Ülkemizde internet reklamcılığına verilen önemin artmasıyla çok daha yaratıcı banner çalışmaları görmemiz mümkün olacak.

-Facebook,youtube gibi sitelerin başarısından dolayı açılan sitelerin sayısında artış devam edecek. Fakat çok site olduğundan aralarında ayakta kalan siteler iş planlarını iyi oturtmuş, belirli reklam modelleri olan ve kullanıcının gerçekten ihtiyacına yönelik veya ihtiyacı kendileri yaratan siteler olacak.

-Sadece belirli ihtiyaçlara odaklanan siteler daha başarılı olacak. twitter, friendfeed, flickr gibi Facebook’un sadece belirli özelliklerini  ayrı ayrı kullanıma açan siteler gittikçe artacak. (twitter’ın “şu an ne yapıyorum”,flickr “resim paylaşma” özelliğini aldığı gibi.)

-Video izleme trendi bitmeyecek fakat özelleşmiş sadece belli bir konudaki videoları gösteren siteler artacak. Uzmanlaşma bu konuda da önemli hale gelecek.

-Sitelere video’lu yorum gönderebilme özelliğinin önümüzdeki sene daha fazla kullanılacağını görebiliriz.

-Hedefli reklamcılığın önümüzdeki sene çok daha etkin olacağını düşünürsek, arama motoru reklamcılığı ve özellikle de google ön planda olacak. Önümüzdeki sene adwords kullanmayan şirket kalmayacak.

-KOBİ’ler özellikle Tv, gazete gibi yerlere reklam veremeyeceklerinden daha uygun ama geri dönüşü olan mecraları tercih edecekler. Broşür dağıtma gibi yöntemler yerini google adwords‘e bırakacak. KOBİ’ler adwords ile ilgili internetten daha çok araştırma yapacaklar. İnternette herkesin kullanabileceği araçların bulunması reklam vermekte yaşadıkları zorluğu yok edecek.

-Google ile birlikte internet daha da kolaylaşacak, herkesin kolayca kullanabileceği basit anlatımlı siteler iyice artacak. Her hangi bir aracı kullanmak için saatlerce araştırma yapmaya gerek kalmayacak.

-E-dergi kullanımının artacağını ve artık e-dergilerin de bir reklam mecrası olarak görülüp, bu dergiler için özel video reklamlar  hazırlatılacağını düşünüyorum. (Geçen sene bir kaç örneğini görmüştüm)

- Dikkatli para harcanması, reklamların geri dönüşünün daha çok ölçümlenmeye başlamasıyla markalar kendilerine maliyeti olmayan reklam modellerini daha çok araştıracaklar. WOM etkisinden faydalanmak için sosyal ağlardaki marka fan gruplarının önemi daha da artacak.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar, aklıma geldikçe eklemeye devam edeceğim.

Reblog this post [with Zemanta]

9. Pazarlama Zirvesine Dair Notlarım-1. Gün

Aralık 6th, 2008 Serbay Ayzit Yorum yok



Pazarlama Zirvesine Dair Bende Kalanlar

 

Geçtiğimiz hafta 2 gün boyunca Pazarlama Zirvesindeydim. Bu seneki Pazarlama Zirvesi benim aklımda güzel bir atmosfer, iyi konuşmacılar, yeni kişilerle tanışma, eskilerle sohbet etme, kimi sunumlarda eğlenmek gibi anılar ile yer etti.

 

Lafı fazla uzatmadan bu yazının esas amacına geçeceğim. Belki fark edenleriniz olmuştur, 2 gün boyunca twitter aracılığıyla konuşmalardaki bazı sözleri, genel olarak nelerden bahsedildiğini mümkün olduğunca paylaşmaya çalıştım. Şimdi ise girdiğim sunumlardan aklımda yer edenleri kendi yorumlarımla kısaca özetleyeceğim. Umarım sizler için okurken zevk aldığınız bir özet yazı olur.

 



Pazarlama zirvesinde Salı günü ilk konuk Chan Kim idi.



Chan Kim “Blue Ocean Strategy” yani mavi okyanus stratejisi ile bir çok ödül kazanmış bir bilim adamı. Harvard Business da yayınlanan bu makalesini ben yaklaşık 2.5 sene önce okumuş ve bir çok arkadaşımla tartışmıştım. Gerçekten güzel örneklerle süslenmiş kaliteli bir makale idi.

 

Konuşmasının ana konusu mavi okyanus stratejisi idi, mavi okyanus diye bahsettiği kavram Devamını oku…

Web Stats