Arşiv

Nisan, 2008 Arşivi

Kişiselleştirilebilir Google Anasayfası(igoogle)

Nisan 6th, 2008 Yorum yok

google.jpg

Dünya üzerinde ki rekabet inanılmaz boyutlara ulaştıkça her şirket farklılaşma peşinde, bunlardan biri de bu farklılığı her saniye yapabilen Google tabi ki. Artık yeni trendlerden birisi de kişiye özel uygulamalar, işte Google biz kullanıcılarına böyle bir fırsat sunmuş bize de ancak kullanmak düşer.

igoogle.com adresini belki çoğunuz biliyorsunuz ama ben yine de bilmeyenler için kısa bir tanıtmak istedim. Google anasayfasını dilediğiniz gibi yapabildiğiniz igoogle size bir sürü haber sitesini, bir sürü spor sitesini, bir sürü alışveriş sitesini ve daha sayamadığım bir çok kategoride ki siteleri bir sayfadan takip edebilmenizi sağlıyor.

Kendinize tema seçebiliyorsunuz, Türkiye de ve Dünya da olup bitenleri istediğiniz sitelerden tek sayfada farklı sekmeler halinde gruplayarak takip edebiliyorsunuz. Ayrıca arzu ederseniz sizin web geçmişinizi de hafızasında tutuyor başka bir bilgisayardan giriş yaptığınız daha önce aradığınız herşeyi girdiğiniz siteleri izleyebiliyorsunuz.

Hepsi bu adreste: http://www.google.com/ig

Ne diyelim teşekkürler Google bizi bu kadar düşündüğün için.

Yeni nesil dergiler(E-dergi)

Nisan 6th, 2008 Yorum yok

edergi.jpg

E-dergi kavramı aslında ülkemiz için oldukça yeni bir kavram, adı üstünde e-dergiler kuşe kağıda basılı dergilerin internet üzerinden satın alıp okuyabileceğiniz versiyonları.

Gün geçtikçe internet kullanımının artması şirketleri de interneti kullanmaya zorluyor. Artık şirketler internetin bütün nimetlerinden yararlanmanın dışında marketlerde satılan ürünlerini de internetle buluşturmaya başladılar. Ülkemizde ilk başta e-kitap kavramı ile tanıştık, Devamını oku…

AdWords Anahtar Kelime Seçimi-Google Volume 3

Nisan 6th, 2008 Yorum yok

Hesabımızı açtık, bütçe ayarımızı yaptık sıra geldi düzgün bir şekilde metin yazımına ve anahtar kelime seçilmesine.

Bu yazımda anahtar kelime seçimiyle ilgili bilgi vereceğim. Biliyoruz ki seçtiğimiz anahtar kelimeler, Google’da bir kişi o kelimeyi aradığında reklamımızın çıkmasına yarayacak bir yoldur. Ve seçiminde de mutlaka dikkatli davranmak gerekir. İstediğiniz kadar anahtar kelimeyi bir reklam grubunun içine yerleştirebilirsiniz, daha sonra değineceğiz fakat aynı reklam grubuna istediğiniz kadar reklam metini de yerleştirebiliriz. Bizim için önemli olan ise gereksiz trafik yaratacak kelimeleri seçmekten kaçınmak. Devamını oku…

AdWords bütçe ayarlaması-Google Volume 2

Nisan 5th, 2008 Yorum yok

Adwords hesabımızı açtık belki de en çok akla gelen sorulardan bir tanesi de bütçemi nasıl ayarlayacağım, ne yapmam gerekir gibisinden sorular olur genelde.

Öncelikle ön ödemeli seçtiğimizi varsayalım ve bir miktar parayı kredi kartından google hesabımıza yatırdık. Sonrasında reklam metinimizi ve çıkmak istediğimiz anahar kelimeleri seçtik ve paramızda hesapta olduğundan reklamlar gösterilmeye hazır durumdadır. Bütçelendirme tamamen isteğimize bağlı ama benim önerim ilk etapta işimizle doğrudan alakalı anahtar kelimeleri seçerek bütçenin az bir kısmını günlük olarak belirlememiz. Daha sonra ki yazılarımda anahtar kelime seçimi ve diğer adwords bileşenlerine değineceğim ama şimdilik bütçe olayı için basit bir örnek verelim; Devamını oku…

Ben Kimim? Diğer bir ifadeyle-Hakkımda!

Nisan 4th, 2008 Yorum yok

Merhabalar herkese,

Bir süredir hakkımda kısmını doldurmamıştım ve ziyaretçim yavaş yavaş arttıkça yazma gereği hissettim. Ben Eskişehir Osmangazi Üniversitesinde İşletme okumuş daha sonra da Galatasaray Üniversitesinde Pazarlama İletişimi Yönetimi Master’ı yapmış ve şu an da Pazarlama İletişimi Sektöründe çalışan biriyim. Devamını oku…

Kategoriler: Spor Etiketler:

AdWords hesabı açmak-Google Volume 1

Nisan 4th, 2008 Yorum yok

Uzaktan bakınca belki de adwords hesabı açmak para yatırmak falan çok zor gelebilir ama aslında işlemler çok basit.

İlk yazımda kısaca buna değinmek istedim;

İlk önce bir gmail hesabı ediniyoruz, edinmesek bile adwords kayıt sayfasında edinebiliriz. http://adwords.google.com/select/Login bu adresten kayıt olarak işlemimize devam edelim. Mail adresimiz varda olabilir yeni de almış olabiliriz farketmez, google adwords den gmail hesabımızla giriş yaparız ve daha sonra adwords işlemlerini tamamlamak için devam ederiz. Devamını oku…

Tüketicilerin kayıtsız kalamadıkları markalar-Lovemarks

Nisan 3rd, 2008 Yorum yok

Aslında Lovemarks ile ilgili yazımı başka bir zamana saklamıştım ama dayanamadım açıkcası, lafı çok uzatmadan hemen yazıma başlayayım;

Lovemark da nerden çıktı  diyebilirsiniz içinizden, Lovemark nedir ilk önce ondan başlayalım;

Lovemark: aşk markasıdır, müşterilerinin ona kayıtsız şartsız bağlandıkları üst düzey markalardır, müşterisiyle arasında aşka benzer bir bağ kuran markalardır. Kısacası markaların gelebileceği en üst noktadır.

Mesela Harley Davidson, Zara, Google, Armani, Starbucks, Apple, Amazon gibi markalar Lovemark’tır diyebiliriz (Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür).

Peki bu markaların ortak özellikleri nedir?

Bu markalar müşterileriyle klasik alışveriş ilişkisinin ötesinde bir ilişki kurmuşlardır. Müşterilerine sadece ürün satmazlar hayat tarzı satarlar, kalite satarlar, prestij satarlar.

Müşterileriyle kimse aralarına giremez, yeni müşteriler, markaların yeni bağımlıları her geçen gün artar. Müşterilerini kendi kurdukları özel organizasyonlara dahil ederler, özel kulüpler kurarlar, yani müşteriyle aralarında ki bağı güçlendirmek için ellerinden geleni yaparlar.Veritabanlarını  geniş tutarlar, geniş tutmalarının ötesinde veritabanını nasıl kullanabileceklerini çok iyi bilirler,sizi hiç unutmazlar. Doğumgününüzde evlilik yıldönümünüzde yanınızdadırlar, kendilerini hatırlatan mesaj gönderirler belki de ufak bir hediye yollarlar.

Yani  Lovemark olabilmek için olağanüstü çaba gösterirler. Dikkat edersek Dünyada ve Türkiyedeki reklam piyasasında reklam kampanyaları yapılırken markalar  sadece ürünü ön plana çıkarmazlar, belli duyguların üzerine oynayarak tüketicileri kalplerinden yakalamaya çalışırlar. Yani tüketicileri müşterileri haline getirmek için tüketicilerin duyguları üzerine gidilir.

Peki neden duygular? Neden markalar tüketicilerin kalpleri  üzerine oynamayı tercih ediyorlar?

İnsanlar hayatlarında verdikleri çoğu kararları mantıklarıyla yani akıllarıyla verirler, sadece birşey de mantık ve akıl geri plana atılır kalp ön plana çıkar, işte o da Aşk’tır. Aşık olurken, olduğunda, olduktan sonra verdiğin kararlarda kalbin ön plana çıkar, çoğunlukla mantığını geri plana atarsın.

İşte dünya üzerinde  reklam kampanyalarında üzerine gidilen nokta tüketicileri kalbinden vurmaktır, gönüllerini almaktır. Çünkü aynen biriyle yaşadığınız aşkta olduğu gibi markayla aranızda kurduğunuz bağda da eğer o markaya karşı aidiyet hissi hissediyosanız, mantığınızı geri plana atarsınız.

Mesela çok sevdiğiniz bağlandığınız bir markanın çıkardığı bütün ürünler hoşunuza gider, birine aşıksanız o kişinin size yaptığı herşeyin iyi göründüğü gibi, bir tane kusurlu ürün bile olsa aklınıza takılmaz. Eğer paranız olduğunda bir yerden ürün alacaksanız aklınızda hep orası vardır, çok paranız olmayabilir ama biriktirir gider ordan alırsınız başka yerden değil. Aşıksanız da herhangi birisiyle sinemaya gideceğinize onun yerine  gideceğiniz kişinin aşık olduğunuz insan olmasını yeğlersiniz ve onunla gidersiniz. O markadan aldığınız ürünleri özenerek giyersiniz kirletmemeye çalışırsınız tıpkı aşık olduğunuz insanın aldığı herşeyin sizin için yüksek değeri olduğu gibi .

İşte bu yüzden müşterinin kalbini fethetmekten herşeyden önemlidir bir marka için, siz müşterinize hayat tarzı, mutluluk , prestij verebiliyorsanız bağlılık yaratmış olursunuz. Aynı ürünü herkes satıyor, aynı kahveyi belki herkes yapıyor hatta aynı tarz motorsikleti de herkes yapıyor ama Lovemark olmanın sırrı farklı olmaktan, tüketicinin kalbini fethetmekten geçiyor. Ona sattığınız üründen daha fazlasını önerin, hayatına birşeyler katın ki sizi bir daha bırakamasın.

Hepimiz kendimizi mutlu etmek için alışveriş yaparız, bir nevi ödüllendiririz kendimizi, o kadar yoğun hayatımızın sinir stresin arasında bir ufak kahve molası, güzel bir giysi satın alınması bizi mutlu eder. Her zaman, en önemlisi müşteriyi anlamaktır, kötü müşteri iyi müşteri diye ayırt etmeden eleştirilere açık olarak değerlendirdiğimiz her şikayet bize olumlu geri dönecektir.

Lovemark olmak zordur, Türkiye de var mıdır? Maalesef yoktur, Dünyada bile çok fazla değildir. Marka olmanın en tepe noktasına ulaşmak için oldukça zorlu ve uzun bir yolu minimum kayıpla atlatmak gerekiyor. Dediğim gibi müşterinize sadece ürün satmayı vaad ediyorsanız Lovemark olmayı aklınızdan bile geçirmeyin.

Lovemarks terimini ortaya çıkaran Saatchi&Saatchi nin sitesinden başka bilgiler de edinebilirsiniz, hatta Dünya da Lovemark’ları görebilirsiniz de, işte linki; http://www.lovemarks.com/index.php?pageID=20015  

İyi bir teknoloji forumu-donanımhaber.com

Nisan 2nd, 2008 Yorum yok

İnternette her gün bir sürü forumla karşılaşıyoruz, çoğunda büyük miktarlarda paylaşımlar yapılıyor, bir sürü insan aradığı şeyleri bulmak için forumlara giriyor. Ama burda önemli olan nokta bulabiliyorlar mı?

İşte bu noktada aradığını bulabildiğin forumlar ve bulamadıkların diye ikiye ayırmak gerekiyor forumları.

İşte aradığınızı bulabildiğiniz çok aktif bir kullanıcı kitlesine sahip bir forum www.donanimhaber.com , aslında forum da demeyelim, şirketleşmiş ürün incelemelerinin yapıldığı yeni haberlerin verildiği anasayfası da mevcut.

Kullanıcı kitlesinin aktif olması gayet güzel, çünkü maalesef artık kullanıcı kitlesinin aktif olduğu forumlara rastlamıyoruz. Bir sorununuzu yazıyorsunuz çok kişi bakıyor ama yardım etmek isteyenler çok azınlıkta kalıyor.

www.donanimhaber.com sitesinin forum kısmı gayet aktif ve bilgi dolu bir içeriğe sahip, tavsiye edilir.

WOM(Word of Mouth) Bir Pazarlama Yöntemimidir? Etkili midir?

Nisan 2nd, 2008 Yorum yok

Önce Wom nedir biraz açıklayarak gidelim;

Wom: ingilizcesini çevirmeye kalkarsak insanların aralarında konuştukları veya ağızdan ağıza pazarlama falan diye çevirebiliriz, fakat çok da klasik tanımlara takılma taraftarı değilim hiçbir zaman. Bu yüzden basitçe neymiş ne değilmiş onu konuşalım.

Konuşmanın gücü, dedikodu etkisi, arkadaşım ne derse onu alırım, birşey almadan 10 kişiye sorarım, benim için tavsiye en önemlisidir gibisinden cümle grupları WOM’u açıklıyor aslında.

Yıllardan beridir insanlar birbirilerine birşeyler tavsiye ederler aslında bu açıdan kesinlikle yeni bir kavram değil WOM kavramı. Yıllardan beri olmasına rağmen hiçbir zaman bir marketing aracı olarak görülmemişti, son zamanlarda ise WOM marketing için gerçekten çok önemli hale gelmeye başladı.

Neden bu kadar önemli hale geldiğine bakacak olursak, eskiden ürünle ilgili şikayetinizi bir arkadaşınıza iletirdiniz ve bu yolla en fazla 10 kişi daha duyardı fakat internetin gelişmesiyle birlikte hiç bir sır gizli kalmamaya başladı. Eğer bir mağaza size hatalı bir davranışta bulunmuşsa artık bunun bedelini ağır ödüyor. Eskiden bir arkadaşımız en fazla 10 kişiye ulaşırken şimdi biz tek başımıza internetin yardımı ile sorunumuzu yüzbinlerce kişiyle paylaşayabiliyoruz. Bu yüzden adlarında kötü lekeler istemeyen firmalar bu konuya eğilmeye başladı, insanların şikayetlerine daha da dikkat eder oldular. Olumsuz WOM’u olumluya dönüştürmek için üst düzeyde çaba sarfediliyor.

Herhangi bir yerde indirim olduğunda bir bakmışsınız daha indirim başlayalı 1 saat olmadan yüzbin kişinin haberi var, sistem artık şu şekilde işliyor, bir kişi duyuyor internette herhangi bir paylaşım alanına yazıyor, ama o sıra da msn den arkadaş listesine haber veriyor belki facebook’u bile kullanıyor. Yazdığı paylaşım alanında gören bir kişide aynı aşamaları yaşağıdığında düşünün ne kadar fazla kişiye ulaşılabileceğini.

Bir de şu nokta var, insanlar tavsiyelere çok dikkat ediyorlar çünkü internetin gelişmesiyle bilinçli olan tüketici sayısında müthiş bir artış olmaya başladı. İnternette ki ürün araştırma fiyat karşılaştırma siteleri sayesinde her açıdan tüketici avantajlı konuma geçti. Ve bütün piyasada bulunan oyuncular indirim savaşında ki yerlerini aldılar kozlarını oynamaya hazır bir şekilde bekliyorlar. Herkes birşey vaad ediyor ama tüketici inanmıyor alışıldık reklamlara. Gidiyor araştırmasını yapıyor gerçekten indirim var mı hangi ürün avantajlı bakıyor ama bu arada bir sürü kişiye soruyor eğer insanlardan olumlu sözler duyarsa alışverişini yapıyor. Artık alışverişin aşamaları farklılaştı özellikle tavsiye çok önemli bir yerde bulunuyor.

WOM dan olumlu faydalanmak için müşterinizin bulunduğu her yerde olmalısınız onların ne konuştuğunu bilmeli ve ona göre hareket etmelisiniz. Gerekirse internette sokakta heryerde aktif olmalı ve WOM etkisinin rüzgarını arkamıza almalıyız.

Amerikadan bir kaç istatistik vererek yazımı bitireceğim; mesela BIGResearch’un 2005 raporuna göre WOM’un satın almaya olan etkisi TV radyo internet ve yazılı basından çok daha fazlaymış. Satışı artırmanın en iyi yolu WOM’muş. Ayrıca Keller Fay Group’un araştırmasına göre ABD’da her gün markalar hakkında 3.5 bilyar konuşma geçiyormuş insanların arasında, bu konuşmaların %92 si de internet üzerinden gerçekleşiyormuş daha doğrusu yüzyüze olmayan görüşmelerin tutarı bu kadarmış.

Bir de eklemeden geçemeyeceğim, WOM’u yani insanların sizin markanızı yaptığınız işi konuşturmanız için bazı hızlandırıcı metodlar uygulanabilir, bunlardan biri de viral marketing dediğimiz mailing çalışmaları bir diğeri bir etkinlik düzenleme veya internette bir advergame uygulaması olabilir veya gerçekte ürünle kullanıcıyı bir araya getiren bir etkinlik olabilir. Bu sayede potansiyel müşterilerimizi ürünlerimizle buluşturup onları hakkımızda konuşturmaya itebiliriz.

Bir pazarlama gurusunun derslerle dolu blogu

Nisan 1st, 2008 Yorum yok

İnternet sitelerini tanıtırken bu siteye değinmeden geçemeyeceğim, sevgili Ahmet hocam benim Galatasaray Üniv.de ki pazarlama iletişimi yönetimi masterını yaptığım sırada hocalığımı yapmış tadına doyum olmaz dersler veren, daha doğrusu ders demeyelim seminer konuşma diyelim, büyük bir pazarlama gurusudur.

Kısaca bahsetmek gerekirse Türkiye de reklam ajansı kavramını getiren ilk isimlerden biridir, Pars Mc Cann Erics. reklam ajansının kurucusu ve yaklaşık 20 sene orada büyük yabancı şirketlere reklamlar kampanyalar hazırlamış daha sonra da Evyap da pazarlama bölümünün başına geçmiş, ve orada da büyük işler başarmış birisidir. Son 10 senedir de seminerler vererek bildiklerini herkese anlatma peşindedir, ayrıca Galatasaray Yeditepe gibi üniversitelerde master sınıflarına dersler vermekte öğrenciler Ahmet hocanın dersinin hiç bitmesini istememektedirler.

Çok fazla yurtdışı deneyimi vardır, kendisi aynı zamanda IAA üyesidir de,  yeni fikirlere çok açıktır, blog da bunu kanıtlar zaten. Ben ısrarla hocam size blog yapalım dediğimde hemen ok’ledi hatta çok heyecanlandı ve görüyorsunuz bir anda devasa yazılarla dolu bir blog açtı, hala da yazmaya devam ediyor. Daha güzeli de yok sanırım.

Blogunda kolay kolay bulamayacağınız farklı düşünce tarzları var, klasik bir blog değil, herkesin kesinlikle girmesi gereken bir blog.

İşte adresi; www.ahmetdurul.com